Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Hadis ve tarih ehlinin hemen hepsinin ittifakıyla, Allah Resulü (s.a.a.) Gadîr–i Hum günü okuduğu hutbede şu cümleleri buyurmuştur: “Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır.” Bunun üzerine Ömer, Hz. Ali’ye (a.s.) hitaben şöyle dedi: “Ne mutlu sana ey Ebe’l–Hasan! Şüphesiz benim ve her erkek ve kadın mü’minin mevlâsı oldun.” (İhkâkü’l–Hak, c.6, s.278; El–Müsterşed, s.468; El–Gadîr, c.5, s.363; Menâkıb–u Ali b. Ebî Tâlib, s.23; Zehâirü’l–Ukbâ, s.67).
Resûlullah (s.a.a) buyurdu ki: “Ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır; Allah’ım, onu seveni sev ve ona düşman olana düşman ol.” (İhkâkü’l–Hak, c.6, s.278; El–Müsterşed, s.468; El–Gadîr, c.5, s.363; Menâkıb–u Ali b. Ebî Tâlib, s.23; Zehâirü’l–Ukbâ, s.67). 
İmâm Ca’fer–i Sâdık’ın (a.s.) babasından, onun da babalarından Resûlullah’ın (s.a.a.) şöyle burduğu rivâyet edilmiştir: “Ümmetimin en faziletli bayramı, Gadîr–i Hum günüdür. Gadîr öyle bir gündür ki onda zikri yüce Allah Bana, kardeşim Ali b. Ebî Tâlib’i, ümmetim için benden sonra kendisiyle doğru yolu bulacakları bir nişane olarak belirlememi emretmiştir; bu öyle bir gündür ki onda Allah, dini kemâle erdirdi ve ümmetim için o günde nimeti tamamladı ve artık İslam’ın onların dini olmasına rızâ gösterdi.” 
Sonra şöyle devam etti: “Ey insanlar topluluğu, şüphesiz Ali bendendir, ben de Ali’den; o, Benim tıynetimden yaratılmıştır; o, Benden sonra halkın imamıdır; Benim sünnetimden ihtilaf ettikleri şeyleri onlara açıklayacaktır; o, Mü’minlerin Emiri, yüzü akların önderi, mü’minlerin reisi, vasîlerin en iyisi, dünya kadınlarının efendisinin kocası ve hidâyet imamlarının babasıdır. İnsanlar, kim, Ali’ye muhabbet beslerse, Ben de ona muhabbet beslerim ve kim, Ali’ye buğzederse Ben de ona buğzederim; kim, Ali’yle kendi arasında bağ kurarsa, Ben de onunla bağ kurarım ve kim, Ali ile ilişkisini keserse, Ben de onunla ilişkimi keserim. Kim, Ali’ye cefa ederse, Ben de ona cefa ederim; kim, Ali’yi severse, Ben de onu severim ve kim, Ali’ye düşman olursa, Ben de ona düşman olurum.” (El–Emâlî, Şeyh Sadûk, s.109; Bihârü’l–Envâr, c.37, s.109; Ravzatü’l–Vâizîn, c.1, s.102; İsbâtü’l–Hüdât, c.1, s.526; Gâyetü’l–Merâm, s.89).
Kâsım b. Yahyâ, dedesi Hasan b. Râşid’den şöyle nakletmiştir: “İmâm Ca’fer–i Sâdık’a (a.s.) dedim ki: ‘Canım sana feda olsun, acaba Müslümanlar için iki (Kurban ve Ramazan) bayramından başka bir bayram var mıdır?’ Buyurdu ki: ‘Evet, ey Hasan, o ikisinden daha büyük ve daha faziletli bir bayram vardır!’ ‘O, hangi gündür?’ diye sorduğumda, şöyle buyurdu: ‘Emirü’l–Müminin Ali’nin (a.s.) insanlara önder olarak seçildiği gün.’ Tekrar, ‘Canım sana feda olsun, tarih olarak hangi gündür o?’ diye sordum; şöyle devam etti: ‘Günler dönüp durmaktadır. O gün, Zilhicce ayının on sekizinci günüdür!’ Dedim ki: ‘Fedan olayım, o gün ne yapmamız uygun olur?’ Buyurdu ki: ‘O günü oruç tutarsın; Muhammed (s.a.a.) ve Ehl–i Beyt’ine çokça salavat getirip onlara zulmedenlerden ve haklarını inkâr edenlerden teberri edersin. Geçmiş peygamberler, vasîlerine, vasînin seçildiği günü bayram tutmalarını emrederlerdi.’ ‘O gün de oruç tutan kimsenin ne kadar sevabı vardır?’ dediğimde, ‘Altmış ayın orucunun sevabı’ buyurdu.” (Sevâbü’l–A’mâl, s.99; Misbâhü’l–Müteheccidîn, s.680; El–İsnâ Aşeriyye, s.168).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100