Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Resûlullah’tan (s.a.a.) şöyle nakledilmiştir. “Ya Ali, sen Benden sonra imam ve emirsin. Sensin Benden sonra söz sahibi ve vezir. Ümmetim içerisinde senin asla bir benzerin yoktur.” (El–Emâlî, Şeyh Sadûk, s.48).
Zeyd b. Erkam nakletmiştir; Resûlullah (s.a.a.) şöyle buyurdu: “Acaba kendisine teslim olduğunuzda asla helak olmayacağınız kimseyi size göstereyim mi? Hiç şüphesiz sizin imamınız ve veliniz Ali b. Ebî Tâlib’dir. O hâlde, ona karşı iyi niyetli davranın ve onu tasdik edin; hiç şüphesiz Cebrâîl Beni buna emretmiştir.” (El–Müsterşed, s.632).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Allah–u Teâlâ Bana şöyle vahyetti: Şüphesiz ki Ali, hidâyet sancağı ve Benim velilerimin imamı ve Bana itaat edenlerin nurudur.” (İsbâtü’l–Hüdât, c.2, s.286).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Ali, halkın (bir rivâyete göre ise insanların) imamıdır.” (İhkâkü’l–Hak, c.15, s.75).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Allah (Tebareke ve Teâlâ) yeryüzüne baktı ve ondan Beni seçti ve Beni peygamber kıldı. Sonra ikinci defa baktı ve ondan Ali’yi seçip imam kıldı. Daha sonra Bana onu kendime kardeş, dost, vasî, halife ve vezir olarak seçmemi emretti. O hâlde, Ali Bendendir ve Ben de Ali’denim. O, Benim kızımın eşi ve iki torunum Hasan ve Hüseyin’in babasıdır.” (Kemâlü’d–Din, s.2579.
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu: “Benden kısa bir süre sonra karanlık bir fitne meydana gelecektir. Onda ancak Allah’ın sağlam kulpuna sarılan kurtulacaktır.” “Ya Resûlallah, sağlam kulp nedir?” diye sorduklarında, şöyle buyurdu: “Vasîlerin efendisinin velâyetidir.” Yine, “Ya Resûlallah, vasîlerin efendisi kimdir?” diye sordular; “Mü’minlerin Emiridir” buyurdu. “Peki, Mü’minlerin Emiri kimdir?” dediklerinde ise, “Müslümanların Benden sonraki mevlâsı ve imamı olan kimsedir.” Bilahare, “Müslümanların mevlâsı kimdir?” diye sordular; “Kardeşim, Ali b. Ebî Tâlib’dir” cevabını verdi.” (Keşfü’l–Yakîn, s.250; Gâyetü’l–Merâm, s.74).
Ebû Hazmâ, Cafer b. Süleyman, Müslime b. Abdi’l–Melik, Ahmed b. Abdullâh ve Ali b. Muhammed, hepsi Dâvûd b. Süleyman’dan, o da İmam Rızâ’dan (a.s.) şöyle nakletmiştir: “Resûlullah (s.a.a.), ‘O gün ki her topluluğu, kendi imamlarıyla çağıracağız’  (İsrâ, 71) âyetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur: ‘Her topluluk kendi zamanlarının imamıyla, Rab’lerinin kitabıyla ve peygamberlerinin sünnetiyle çağırılacaklardır. Ya Ali, şüphesiz sen Müslümanların efendisi, muttakilerin imamı, yüzü akların önderi ve mü’minlerin reisisin.’” (Keşfü’l–Yakîn, s.493).
Resûlullah (s.a.a.) Hz. Ali’ye (a.s.) hitaben şöyle buyurdu: “Allah’ım, ona sebat ver; onu hidâyet edici ve hidâyet edilmiş birisi kıl.” (İhkâkü’l–Hak, c.7, s.77).
Süleym b. Kays–i Hilâlî, Hz. Emirü’l–Mü’minin’den (a.s.) şöyle rivâyet etmiştir: “Allah, Tebareke ve Teâlâ, bizi tahir kıldı; bizi korudu ve yaratıklarına şahitler ve yeryüzünde hüccetler olarak kararlaştırdı. Bizi Kur’ân ile ve Kur’ân’ı da bizimle birlikte kıldı; ne biz Kur’ân’dan ayrılırız, ne de Kur’ân bizden.” (Kemâlü’d–Din, s.240; El–Kâfî, c.1, s.191; Vesâilü’ş–Şîa, c.18, s.132).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100