Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü

Abdullah b. Abbâs’tan nakledilmiştir; Resulullah’tan (s.a.a) duydum ki şöyle buyuruyordu: “Ben, Ali, Hasan, Hüseyin ve Hüseyin’in dokuz (imam olan) evladı tertemiz ve masumdurlar.” (İsbâtü’l–Hüdât, c.1, s.510; Kemâlü’d–Din, s.280; Kifâyetü’l–Eser, s.19; Bihârü’l–Envâr, c.25, s.201).
Ebû Saîd–i Hudrî’den, “Ey Ehl–i Beyt, Allah sadece sizden her türlü fenalığı–pisliği uzaklaştırmayı ve sizi tertemiz kılmayı irade eder” (Ahzâb, 33) âyeti hakkında şöyle rivâyet edilmiştir: “Allah Resulü (s.a.a.) Ali’yi, Fâtıma’yı, Hasan ve Hüseyin’i bir araya topladı ve onların üzerine bir abayı çekerek, ‘Onlar benim Ehl–i Beyt’imdir; Allah’ım, her pisliği–fenalığı onlardan uzaklaştır ve onları tertemiz kıl’ buyurdu.” (İhkâkü’l–Hak, c.14, s.64).
Ebûzer’den nakledilmiştir; Allah Resulü (s.a.a.) Hz. Ali b. Ebî Tâlib’e hitaben şöyle buyurdu: “Kim Bana itaat ederse, Allah’a itaat etmiştir ve kim Bana karşı gelirse, Allah’a karşı gelmiştir. Yine kim sana itaat ederse, Bana itaat etmiştir ve kim sana karşı gelirse, Bana karşı gelmiştir.” (Müstedrekü’s–Sahîhayn, Hâkim Nişâbûrî, c.3, s.128; Bihârü’l–Envâr, c.38, s.29).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Allah’a kavuştuğunda, O’nun senden razı olmasını istiyorsan, Ali’nin yolunu izle ve o, hangi yöne giderse, sen de o tarafa yönel ve onu kendine imam olarak kabul et; ona düşmanlık yapana düşman ol ve onu seveni sev; onun hakkında şüpheye düşme; zira Ali’den şüphe etmek, küfürdür.” (İsbâtü’l–Hüdât, c.2, s.48).
Ebû Eyyub Ensârî’den nakledilmiştir; Resûlullah’ın (s.a.a.) Ammâr b. Yâsir’e hitaben şöyle buyurduğunu duydum: “(Ey Ammâr) seni azgın çete öldürecektir. Sen hakla berabersin ve hak da seninle beraberdir. Ey Ammâr, eğer Ali’nin tek başına bir vadide, diğer bütün insanların ise başka bir vadide yürüdüğünü görürsen, sen Ali’yle birlikte hareket et ve insanları bırak; o hiçbir zaman seni helake sürüklemez ve hidâyet yolundan çıkarmaz.” (Bihârü’l–Envâr, c.38, s.32).
Resûlullah (s.a.a.) ashabına hitaben buyurdu: “Size, sarıldığınız müddetçe Benden sonra asla dalalete düşmeyeceğiniz kimseyi tanıtayım mı?” “Evet, ya Resûlallah” dediklerinde, “O, Ali’dir” buyurdu. (İsbâtü’l–Hüdât, c.2, s.290; Mülakât–u İhkâki’l–Hak, c.21, s.337).
Zeyd b. Erkam nakletmiştir; Allah Resulü (s.a.a.) buyurdu ki: “Acaba size, kendisine sarıldığınız takdirde asla sapmayacağınız şeyi tanıtayım mı?” “Evet, ya Resûlallah” dediler; şöyle devam etti: “Hiç şüphesiz, sizin imamınız ve veliniz Ali b. Ebî Tâlib’dir; ona yardımcı olun; ona iyi niyetle yaklaşın ve onu tasdik edin. Şüpheniz olmasın ki Cebrâîl Beni buna emretti.” (El–Emâlî, Şeyh Sadûk, s.386; Bişâretü’l–Mustafâ, s.177; İsbâtü’l–Hüdât, c.2, s.65; İhkâkü’l–Hak, c.6, s.56).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100