Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Hâris, Hz. Ali b. Ebî Tâlib’den (a.s.) şöyle nakletmiştir: “Kim beni severse, Kıyâmet gününde beni sevdiği şekilde görür; kim de bana düşmanlık beslerse, Kıyâmet gününde beni sevmediği şekilde görür!” (El-Emâlî, Şeyh Tûsî), c.1, s.183; Keşfü’l-Ğumme, c.1, s.389). 
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Bilin ki bir kimse Ali’yi severse, Allah onun için (cehennem) ateşinden ve nifaktan kurtuluşu ve Sırât’tan geçiş iznini ve azaptan emânda kalmayı yazar.” (Bihârü’l-Envâr, c.27, s.115). 
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Bilin ki kim Ali’yi severse, Kıyâmet günü yüzü on dörtlük ay gibi parladığı hâlde gelir.” (Fezâilü’ş-Şîa, s.4; Bihârü’l-Envâr, c.39, s.277). 
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Bilin ki bir kimse Ali’yi severse, Arş’ın altından bir melek ona şöyle seslenir: Ey Allah’ın kulu, amelini baştan başla; hiç şüphesiz Allah, senin bütün günahlarını bağışladı.” (Fezâilü’ş-Şîa, s.4; Bihârü’l-Envâr, c.27, s.115; Mülhakât-u İhkâki’l-Hak, c.21, s.319).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Bilin ki kim Ali’yi severse, Allah onu bağışlar.” (Esrârü’ş-Şehâde, s.241). 
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Bilin ki bir kimse Ali’yi sever ve bu sevgi üzerinde ölürse, melekler onunla musafaha eder ve peygamberlerin ruhu onu ziyaret eder.” (Esrârü’ş-Şehâde, s.241).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Kim Ali’yi kalbiyle severse, bu ümmetin sevabının üçte birisini hak eder; kim hem kalbi ve hem de diliyle severse (dilinde ona karşı sevgisini belirtirse), bu ümmetin sevabının üçte ikisini hak eder; kim de hem kalbi, hem dili ve hem de eliyle severse (pratikte bu sevginin gereklerini yerine getirirse), bu ümmetin sevabının hepsini hak etmiş olur! Bilin ki Cebrâîl Bana şöyle haber verdi: Saadetin hepsine o kimse sahip olur ki Ali’yi hem hayattayken hem de vefatından sonra sevmiş olsun.” (İhkâkü’l-Hak, c.5, s.91). 
Yahya ibn Abdurrahman-i Ensârî diyor ki Resûlullah’ın (s.a.a.) şöyle buyurduğunu duydum: “Kim hem hayatında ve hem de vefatından sonra Ali’yi severse, onun için emniyet ve iman yazılır.” (İhkâkü’l-Hak, c.7, s.138; Bihârü’l-Envâr, c.27, s.76; İlelü’ş-Şerâyi’, s.144).
İbn Abbâs Resûlullah’tan (s.a.a.) şöyle nakletmiştir: “Ali, hüküm vermede ümmetimin en iyisidir. O hâlde kim Beni seviyorsa, onu da mutlaka sevsin; zira kul, Benim velâyetime ancak Ali’yi sevmekle ulaşır.” (İhkâkü’l-Hak, c.7,s.113). 
Selmân (r.a.) Allah Resulü’nden (s.a.a.) şöyle rivâyet etmektedir: “Kişi ancak Benim Ehl-i Beyt’imi Benim için severse, iman etmiş sayılır.” Ömer b. Hattab, “Ehl-i Beyt’i sevmenin alameti nedir?” diye sorduğunda, elini Ali’ye dokundurarak, “İşte budur (bunu sevmektir)” cevabını verdi. (Mülhakât-u İhkâki’l-Hak, c.21, s.343). 
Yine Selmân-ı Fârisî’den şöyle nakledilmiştir: “Resûlullah’ı (s.a.a.) gördüm ki Ali b. Ebî Tâlib’in bacağına ve göğsüne dokunarak şöyle buyurdu: Seni seven, Beni sevendir; Beni seven ise Allah’ı sevendir; sana düşman olan, Bana düşman olmuştur ve Bana düşman olan, Allah’a düşman olmuştur!” (Mülhakât-u İhkâki’l-Hak, c.21, s.321). 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100