Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Abdullah b. Mes’ûd, Resûlullah’tan (s.a.a.) şöyle nakletmiştir: “Gök ehlinden, Ali b. Ebî Tâlib’i ilk kardeş edinen kimse, İsrâfil’dir; sonra Mîkâîl ve sonra da Cebrâîl. Gök ehlinden onu ilk sevenler ise Arş’ı taşıyanlar, sonra cennet meleği Rıdvan, sonra da ölüm meleği (Azrâîl). Hiç şüphesiz, ölüm meleği, Ali b. Ebî Tâlib’in sevenine peygamberlere merhamet ettiği gibi, merhamet eder.” (İhkâkü’l-Hak, c.6, s.111; İrşâdü’l-Kulûb, s.235; El-Menâkıb, Hârezmî, s.71; Yenâbîü’l-Mevedde, s.133).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Bilin ki, kim Ali’yi severse, Allah, ölüm meleğini peygamberlere gönderdiği gibi ona gönderir; Münker ve Nekîr’in dehşetini ondan uzaklaştırır; yüzünü ak eder ve Seyyidü’ş-Şühedâ Hz. Hamza ile birlikte olur.” (Fezâilü’ş-Şîa, s.3; Esrârü’ş-Şehâde, s.241).
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Bilin ki, kim Ali’yi severse, Allah, ölüm meleğini müdara ve şefkatle ona gönderir; Münker ve Nekîr’in dehşetini ondan uzaklaştırır; kabrini nurlandırır ve yüzünü ak eder.” (Mülhakât-u İhkâki’l-Hak, c.21, s.319).
Resûlullah (s.a.a.) Hz. Ali’ye (a.s.) hitaben buyurdu ki: “Ya Ali, hiç şüphesiz, seni sevenler üç yerde sevineceklerdir: Can verdiklerinde; çünkü sen onların yanında hazır olacaksın; kabirlerinde sorgulandıklarında; çünkü sen, onlara (verecekleri cevabı) telkin edeceksin ve Allah’ın huzuruna sunulduklarında; çünkü sen onları tanıtacaksın.” (Bihârü’l-Envâr, c.6, s.200).
Resûlullah’ın (s.a.a.) Hz. Ali’ye (a.s.) hitaben şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Ya Ali, senin kardeşlerin dört yerde sevineceklerdir: Can verdiklerinde; Ben ve sen onların şahidi olacağız; mezarlarında sorgulandıklarında; (Allah’a) sunulduklarında ve Sırât’ın yanında.” (Bihârü’l-Envâr, c.27, s.164).
İmam Rızâ’nın (a.s.), babaları kanalıyla, Hz. Ali’den (a.s.) şöyle naklettiği rivâyet edilmiştir: “Kim beni severse, ölüm anında beni sevdiği gibi bulur; kim de bana düşmanlık beslerse, ölüm anında beni sevmediği şekilde bulur.” (Bihârü’l-Envâr, c.6, s.188).
Hâris-i A’ver, Hz. Ali’den (a.s.) şöyle nakletmiştir: “Beni seven her mü’min, ölüm anında mutlaka beni, sevdiği gibi görür ve bana düşmanlık besleyen her kul, mutlaka beni, sevmediği şekilde görür…” (El-Fusûlü’l-Muhimme, s.112).
Hâris-i Hemedânî diyor ki: “Emirü’l-Müminin Ali b. Ebî Tâlib’in (a.s.) huzuruna vardım. İmam (a.s.) bana, ‘Seni getiren neydi?’ diye sorunca, ‘Sana olan sevgim ya Emire’l-Müminin’ dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Ey Hâris, beni seviyor musun?’ Dedim ki: ‘Evet, vallahi seviyorum ya Emire’l-Müminin!’ İmâm (a.s.) şöyle devam etti: ‘Şunu bil ki (can verirken) ruhun boğazına ulaştığında, beni sevdiğin şekilde göreceksin! Yine (Kevser havuzu başında, bazı) kişileri havuzdan yabancı deveyi sürüden uzaklaştırır gibi uzaklaştırdığımda, beni istediğin gibi göreceksin. Aynı şekilde beni Sırât üzerinden elimde Hamd Sancağı’nı tuttuğum hâlde, Resûlullah (s.a.a.) ile birlikte geçtiğimi gördüğünde, sevdiğin gibi beni göreceksin.’” (Keşfü’l-Ğumme, c.1, s.140).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100