Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
İmam Cafer–i Sâdık (a.s.) kanalıyla babalarından, Resûlullah’ın (s.a.a.) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Cebrâîl, celâli yüce Rabb’im tarafından Bana gelerek, şöyle dedi: Ey Muhammed, Allah (Azze ve Celle), Sana selâm söylüyor ve buyuruyor ki: Kardeşin Ali’ye müjde ver ki, hiç şüphesiz Ben, onu seveni azap etmeyeceğim ve ona düşman olana da merhamet etmeyeceğim.” (Bişâretü’l–Mustafâ, s.154; Câmiü’l–Ahbâr, s.50).
Abdullah b. Ömer, Resûlullah’ın (s.a.a.) Hz. Ali’yi (a.s.) yerine halife bıraktığında ona şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Senin düşmanının, Benim düşmanım ve Benim düşmanımın, Allah’ın düşmanı, yine senin dostunun, Benim dostum ve Benim dostumun da Allah’ın dostu olmasına razı değil misin?” (El–Emâlî, Şeyh Tûsî,c.2, s.100).
Resûlullah (s.a.a.), Hz. Ali’ye (a.s.) hitaben buyurdu ki: “Kıyâmet günü olduğunda, ya Ali seni, nurdan bir tahtın üzerinde getireceklerdir; başında, nuru parlayan ve mahşer ehlinin gözlerini alan bir taç bulunacaktır. Bunun üzerine, Allah (Celle Celaluhu) tarafından şöyle bir nida yükselecek: ‘Nerededir, Muhammed Resûlullah’ın vasîsi?’ Sen, ‘İşte ben, buradayım’ diye cevap vereceksin. Münâdî tekrar şöyle seslenecek: ‘Seni seveni cennete ve sana düşmanlık yapanı (cehennem) ateşine sok; zira cennet ve ateşi bölen sensin.’” (Yenâbîü’l–Mevedde, s.83).
İmam Ali Rızâ’nın (a.s.), babaları kanalıyla, Resûlullah’tan (s.a.a.) şöyle naklettiği yer almıştır: “Ya Ali, sen Benim kardeşim, vezirim, dünya ve ahirette sancaktarım ve havuzumun sahibisin; kim seni severse, Beni sevmiştir ve kim de sana buğzederse, Bana buğzetmiştir.” (İsbâtü’l–Hüdât, c.2, s.26).
Emirü’l–Müminin Hz. Ali’den (a.s.) şöyle nakledilmiştir: “Eğer, bana düşman olsun diye şu kılıcımla mü’minin burnunun üzerinden vursam, yine de bana düşman olmaz ve eğer, bütün dünyayı (dünya nimetlerini) beni sevsin diye münafığın önüne döksem, yine de beni sevmez. Zira, Ümmî Peygamber’in (s.a.a.) diline şöyle cari oldu: ‘Ya Ali, mü’min sana buğzetmez ve münafık olan seni sevmez.’” (Mişkâtü’l–Envâr, s.79; El–Gadîr, c.3, s.185; Ravzatü’l–Vâizîn, c.2, s.295; İ’lâmü’l–Verâ, s.190).
Saîd b. Müseyyib, Zeyd b. Sâbit’ten, Resûlullah’ın (s.a.a.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Kim, Ben hayatta iken ve Benim vefatımdan sonra Ali’yi severse, Allah, güneş doğup battığı sürece, onun için iman ve emniyeti yazar (dünya var oldukça, iman ve emniyetini kaybetmez); kim de Ben hayatta iken ve vefatımdan sonra ona düşmanlık beslerse, cahiliye ölümüyle ölmüş olur ve bütün yaptıklarından da hesaba çekilir.” (İlelü’ş–Şerâyi’, s.144; Bihârü’l–Envâr, c.39, s.285).
Yahyâ b. Abdurrahman–ı Ensârî diyor ki; Resûlullah’ın (s.a.a.) şöyle buyurduğunu duydum: “Kim Ali’yi hayatında ve vefatından sonra severse, Allah–u Teâlâ, güneş doğup battığı sürece, onun için emniyet ve imanı yazar. Kim de Ali’ye, onun hayatında ve vefatından sonra buğzederse, ölümü cahiliye ölümü olur ve İslam’da çıkardığından (bid’atten) dolayı hesaba çekilecektir.” (İhkâkü’l–Hak, c.4, s.228; Bişâretü’l–Mustafâ, s.158).
Anahtar Kelimeler:
ehl i beyt günlüğü
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100