Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Câbir Cu’fî diyor ki: “İmam Muhammed Bâkır (a.s.) şöyle buyurdu: Ey Câbir, bize bağlılığı seçen bir kimse, sadece biz Ehl-i Beyt’i sevdiğini söylemekle yetinebilir mi? Vallahi bizim taraftarlarımız, ancak Allah’tan korkan ve O’na itaat eden kimsedir; onlar, ancak tevazu, huşu, emaneti (sahibine) eda etmek, Allah’ı çok anmak, oruç tutmak, namaz kılmak, anne babaya iyilik etmek ve fakir komşulara, meskenet ehline, borçlulara ve yetimlere karşı sorumlu davranmakla tanınırlar!” (Fezâilü’ş-Şîa, s.53). 
Câbir’in İmam Muhammed Bâkır’dan (a.s.) naklettiği bir diğer hadis ise şöyledir: “Bizim taraftarlarımız, ancak Allah’a (Azze ve Celle) itaat eden kimsedir.” (Müstedrekü’l-Vesâil, c.1, s.257; Bihârü’l-Envâr, c.68, s.153).
İmam Hasanü’l-Müctebâ’dan (a.s.) şöyle nakledilmiştir: “Kim Ali’ye (a.s.) (gerçek anlamda) uyarsa, işte odur gerçek Şiî!” (El-Meheccetü’l-Beyzâ, c.6, s.226). 
İmam Muhammed Bâkır (a.s.) buyurdu ki: “Kim, Allah’a karşı itaatkâr olursa, o bizim gerçek dostumuzdur; kim de O’na karşı gelirse, o bizim düşmanımızdır. Yarın bizim velâyetimize ancak, amel, fazilet ve takva ile ulaşılır!” (Mişkâtü’l-Envâr, s.60; Fezâilü’ş-Şîa, s.55).
İmam Muhammed Bâkır’dan (a.s.) nakledilen bir hadiste, İmam (a.s.) Câbir’e şöyle buyurmaktadır: “Ey Câbir, Ali’nin (a.s.) taraftarları ancak o kimsedir ki, sesi kendi kulağını aşmaz; düşmanlığı kendi bedeninden öteye geçmez; bizim düşmanlarımızı methetmez; bize buğzeden kimseyle ilişkide olmaz ve bizi ayıplayan kimseyle oturup kalkmaz. Ali’nin taraftarları, köpekler gibi ses çıkarmaz; kargaların tamahına sahip olmaz…” (Fezâilü’ş-Şîa, s.55). 
Resûlullah’tan (s.a.a.) nakledilen bir hadiste şöyle geçmektedir: “Hiç kuşkusuz bizim taraftarlareımız, bizi izleyen ve amellerimizde bize uyan kimsedir…” (Bihârü’l-Envâr, c.68, s.155).
Ebdulazim’den, İmam Ali Rızâ’nın (a.s.) kendisine hitaben şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Ey Abdulazim, benim dostlarıma selâmımı ilet ve onlara de ki, kendi nefislerinde Şeytana bir (nüfuz) yolu bırakmasınlar…” (El-İhtisâs, s.240). 
Emirü’l-Müminin Ali’den (a.s.) şöyle nakledilmiştir: “Benim taraftarlarımı iki hasletle deneyin; eğer bu iki haslet onlarda olursa, onlar bendendirler. Namaz vakitlerini korumaları (namazlarını vakitlerinde kılmaları) ve mallarını mü’min kardeşleriyle paylaşmaları. Eğer bu iki haslet olmazsa, (benden) uzaktırlar, uzak!” (El-İsnâ Aşeriyye, s.61. )
İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Bizim taraftarlarımızı, üç yerde imtihan edin. Namazı ne kadar koruyup korumadıklarında; sırlarını bizim düşmanlarımızdan ne kadar koruyup korumadıklarında ve mallarını mü’min kardeşleriyle ne kadar paylaşıp paylaşmadıklarında!” (Bihârü’l-Envâr, c.83, s.22; Câmi-u Ehâdis-iş Şîa, c.4, s.58; Vesâilü’ş-Şîa, c.3, s.82; İ’lâmü’d-Din, s.130). 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100