Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Necrân başpapazı Ebû Hârise başkanlığında gelen otuz kişilik bir Hıristiyan grubu Resûlullah’ın huzuruna çıktı. Bunların arasında Âkib, Seyyid ve Abdü’l-Mesih isminde üç Hıristiyan âlimi de vardı. Allah Resulü ikindi namazını kıldıktan sonra, başlarında papazları bulunduğu hâlde Resûlullah’ın yanına geldiler. Papazları Resûlullah’a Hz. Mesih hakkında ne düşündüğü sordu. Resûlullah da, ‘O Allah’ın kulu ve seçtiği bir kimsedir’ buyurdu. Papaz, ‘Onun babası var mıydı?’ diye sorunca, Allah Resulü, ‘O bir nikâhtan değildi ki babası olsun’ buyurdu. Papaz şöyle devam etti: ‘O hâlde nasıl ona yaratılmış bir kuldu diyebiliyorsun? Oysa her mahlûk kulun nikâhtan dünyaya geldiğini ve bir babasının olduğunu görüyorsun.’ Bunun üzerine Allah-u Teâlâ şu âyetleri indirdi: ‘Allah nezdinde İsâ’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ol dedi ve oluverdi. Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma. Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, canlarımızı ve canlarınızı çağıralım; sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah’ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım.’ (Âl-i İmrân, 59-60-61. 
Allah Resulü (s.a.a.), âyetleri Hıristiyanlara okudu. Ve onları mübâheleye (lanetleşmeye) çağırdı ve şöyle ekledi: ‘Allah Bana, lanetleşmenin ardından bâtıl olan kimseye azap nazil olacağını ve hakkın bâtıldan ayrılacağını haber verdi.’ 
Başpapaz ve arkadaşları bir araya gelip istişare ettiler ve bir sonraki güne kadar mühlet isteme kararı aldılar. Mühlet alıp ikametgâhlarına döndüklerinde, başpapazları onlara şöyle dedi: ‘Muhammed’e dikkat edin; eğer yarın mübâheleye ailesi ve çocuklarıyla çıkarsa, onunla mübâhele etmekten sakının ama eğer arkadaşlarıyla çıkarsa, mübâhele etmekten korkmayın ve onun bir şey olmadığını bilin.’
Sabah olunca, Resûlullah’ın yanına doğru hareket ettiler. Bir baktılar ki Allah Resulü, Ali’nin, elinden tutmuş; önünde Hasan ve Hüseyin, arkasında ise Fâtıma yürümekteler. Başpapaz, onların kim olduğunu sordu. Şöyle tarif ettiler: ‘Elinden tuttuğu amcasının oğlu, damadı, çocuklarının babası ve yaratıklardan en çok sevdiği Ali b. Ebî Tâlib’dir. Şu iki çocuk, kızının Ali’den olan evlatlarıdır; onlar da yaratıklar içinden en çok sevdikleridir. Şu kadın ise, kızı Fâtıma’dır. O da insanlardan kendisine en aziz olan ve kalbine en yakın olanıdır.’
Başpapaz, Âkıb, Seyyid ve Abdü’l-Mesih’e baktı ve ‘Bakın dedi, o en değerli evlatları ve ailesiyle mübâheleye gelmiştir! Bu da onun hak olduğuna inancının tam olduğunu gösteriyor. Allah’a and olsun ki eğer aleyhine işleyecek bir hüccetten korksaydı, onları getirmezdi. O hâlde onunla lanetleşmekten korkun. Allah’a and olsun ki Kaysar’ın yanımdaki yeri olmasaydı ona teslim olurdum! Lakin onunla aranızda anlaşarak memleketinize geri dönün ve durumunuzu gözden geçirin. Ey Hıristiyanlar grubu, and olsun ki ben öyle simalar görüyorum ki Allah isterse onlar için dağı yerinden oynatır, yok eder. Onunla lanetleşmeyin, yoksa helâk olursunuz ve yeryüzünde Kıyâmet gününe kadar bir tane Hıristiyan kalmaz!”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100