Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Necrân Hıristiyanları, Resûlullah’ın (s.a.a.) huzuruna vardıklarında Allah Resulü onlarla Hz. İsâ (a.s.) hakkındaki yanlış düşünceleri üzerinde tartışıp onları Allah’ın hak dini olan İslam’a davet etti. Onlar, “Ey Muhammed, bizler Müslüman olmuşuz!” dediler. Resûlullah (s.a.a), “Yalan söylüyorsunuz. Çünkü sizler haça tapıyor, şarap içiyor ve domuz eti yiyorsunuz” buyurdu. Onlar İslam dinine girmeyi kabul etmeyince, Resûlullah (s.a.a.) kendisine inen ve onları mübâheleye davet eden şu âyeti okudu: “Artık sana gelen bunca ilimden sonra onun hakkında seninle çekişip tartışmalara girişirlerse de ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, canlarımızı ve canlarınızı çağıralım sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah’ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım.” (Âl-i İmrân, 61). 
Resul-i Ekrem (s.a.a.) işte bu âyeti kerimeyi Necrân Hıristiyanlarına okuyup onları mübâhele etmeye davet ettiği zaman, “Bize bir gün izin ver; düşünüp karar verelim. Yarın sizinle görüşüp kararımızı bildirelim” dediler. Yerlerine döndüklerinde aralarında konuşup âlimlerinden ve söz sahiplerinden olan Âkıb’a görüşünü sordular; Âkıb kendilerine şöyle dedi: “Ey Hıristiyanlar, siz de biliyorsunuz ki Muhammed seçilmiş bir peygamberdir; siz onunla mübâhele ederseniz, hepimiz helak oluruz.” 
Ertesi gün Hz. Muhammed (s.a.a.), Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in elinden tutmuş, Hz. Ali ve Hz. Fâtıma da arkasında mübâhele yerine geldiler. Resûlullah onlara hitaben, “Ben dua edince siz amin deyin” buyurdu. Hıristiyanların papazı, Peygamber (s.a.a.) ve yanındakileri görünce, “Ey Hıristiyanlar, bu gördüğüm kişiler Allah’tan dağı yerinden sökmesini isteseler, dualarını kabul edip dağı yerinden söker. Sakın onunla mübâhele etmeyin; yoksa hepiniz helak olursunuz ve Kıyâmet gününe kadar bir Hıristiyan dahi yeryüzünde kalmaz” dedi. Hıristiyanlar bunu duyunca, “Ey Ebe’l-Kâsım, biz Seninle mübâhele etmemeye karar verdik; Sen kendi dininde kal, biz de kendi dinimizde” dediler. Resul-i Ekrem (s.a.a.) bu teklif üzerine, “Siz de Müslüman olun ki diğer Müslümanlar gibi her türlü haktan yararlanın; size de diğer Müslümanlara davranıldığı gibi davranılsın” buyurdu. Ancak Hıristiyanlar, “Biz dinimizden vazgeçmek istemiyoruz” deyince, Resûlullah (s.a.a.), “O hâlde sizinle savaşmaktan başka bir çaremiz yoktur” buyurdu. Hıristiyanlar, “Biz Araplarla savaşmayız” dediler ve kendilerini zorla dinlerinden vazgeçirmemeleri şartıyla yılda iki bin hulle (takım elbise) başka bir rivâyete göre buna ek olarak otuz üç zırh, otuz üç deve, otuz dört at vermeyi önerdiler. Peygamber (s.a.a.) de bu öneriyi kabul ederek onlarla anlaştı. 
Resûlullah (s.a.a.) bu olay üzerine şöyle buyurdu: “Canımı elinde tutan Allah’a and olsun ki azap ve bela Necrânlıların başları üzerinde dolaşıyordu; eğer lanetleşmeye kalkışsalardı, maymun ve domuz şekline dönüşürlerdi; bütün vadi ateşle dolar ve Allah bütün Necrân ehlini yok ederdi.” (Keşfü’l-Yakîn, s.213; El-İrşâd, s.89; Et-Terâif, s.42; El-Keşşâf, Zemahşeri; Tefsîrü’l-Kebîr, Fahrettin Râzî, mübâhele âyetinin tefsirinde; Nuru’l-Ebsâr, s.100; Tefsir-i Taberî, c.3, s.212-213; Esbâb-ün Nüzûl, Vâhidî, c.74-75). 
Anahtar Kelimeler:
ehl i beyt günlüğü
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100