Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Abdurrahman b. Zeyd, Ebu Abdullah'ın (Cafer Sadık aleyhisselâm) şöyle dediğini rivayet etmiş:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) şöyle buyurdu: "İlim öğrenmek her Müslüman'a farzdır. Haberiniz olsun ki, Allah, ilim öğrencilerini sever."
İsa b. Abdullah el-Amerî Ebu Abdullah'ın (Cafer Sadık aleyhisselâm) şöyle dediğini rivayet eder: "İlim öğrenmek farzdır."
Yunus b. Abdurrahman, ashabının bazısından rivayet eder ki:
Ebu'l-Hasan'a (aleyhisselâm) soruldu: "İhtiyaç duyulan bir şeyle ilgili soru sormaktan vazgeçilebilir mi?" Buyurdu ki: "Hayır."
Ebu İshak es-Sebiî, kendisine anlatan birinden şöyle rivayet eder:
Emir'ül-Mü'minin Ali b. Ebu Tâlib'in (aleyhisselâm) şöyle dediğini duydum: "Ey insanlar! Biliniz ki, dinin kemâle ermesi, olgunlaşması ilim öğrenmek ve ilmin gereğince hareket etmekle mümkündür. Haberiniz olsun! İlim öğrenmek, sizin için mal kazanmaktan daha gereklidir. Mal, Allah tarafından aranızda paylaştırılmış ve garanti altına alınmıştır. Malı, adalet sahibi Rabbiniz, aranızda bölüştürmüş ve vereceğini garanti etmiştir. Payınızı eksiksiz olarak size verecektir. İlim ise âlimlerin yanında saklıdır. Onu ehlinden edinmeniz emredildi. O halde ilmi, ehlinden öğrenin."
Ali b. Ebu Hamza şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah'ın (Cafer Sadık aleyhisselâm) şöyle dediğini duydum: "Dinde derin anlayışı kazanın; çünkü dinde derin kavrayış sahibi olmayan bir kimse bedevidir. Çünkü Allah, kitabında şöyle buyuruyor: Dinde derin ve sağlam bilgi tahsil etseler ve döndükleri zaman kavimlerini inzâr eyleseler (uyarsalar), olur ki sakınırlar." (Tevbe, 122).
Mufaddal b. Ömer şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah'ın (Cafer Sadık aleyhisselâm) şöyle dediğini duydum: "Size Allah'ın dininde derin kavrayış kazanmayı ve bedeviler gibi olmamayı tavsiye ederim; çünkü bir kimse Allah'ın dininde derin kavrayışa sahip olmamışsa kıyamet günü Allah, onun yüzüne bakmaz, amellerini kötülüklerden arındırmaz."
Muhammed b. İsa, kendisine rivayet eden birinden, o da Ebu Abdul­lah'dan (Cafer Sadık aleyhisselâm) rivayet eder ki:
Adamın biri İmam'a sordu: "Sana kurban olayım, bir adam var; imamet meselesini biliyor ve evine kapanmış, arkadaşlarımızdan hiç biriyle tanışmıyor, buna ne dersiniz?"
Buyurdu ki: "Peki, bu adam, dininde derin kavrayışa nasıl sahip olacak?"
İbrahim b. Abdulhamid, Ebu'l-Hasan Musa'dan (Musa b. Cafer aleyhisselâm) şöyle rivayet eder:
Resûlullah bir gün mescide girdiğinde, insanların bir adamın etrafında kümelendiklerini gördü. "Nedir bu?" diye sorduğunda, "O bir allâmedir" dediler. Buyurdu ki: "Nedir âllame?" Dediler ki: "Arapların soylarını, Arap tarihinde yaşanan olayları, cahiliye döneminin önemli gelişmelerini ve Arap şiirini en iyi bilen adamdır." Bunun üzerine Nebi (sallallahu aleyhi ve âlihi) şöyle buyurdu: "Böyle bir ilmi bilmemek insana zarar vermediği gibi bilmek de fayda vermez."
Ardından şöyle buyurdu: "Asıl ilim üç kısma ayrılır: Kur'ân'dan muhkem bir ayet. Yerine getirilen bir farz. Pratikte yaşanan bir sünnet. Gerisi fazlalıktır." (Usul-i Kâfi'den).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100