Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Muhammed b. Hâkim şöyle rivayet eder:
Ebu’l-Hasan Musa (b. Ca’fer aleyhisselâm)’a dedim ki: “Sana kurban olayım. Sizin sayenizde dinde derin kavrayışa sahip olduk ve Allah, bizi başka insanlara muhtaç etmedi. Hatta bizden biri, bir mecliste oturduğunda, bir kimse arkadaşına bir soru yönelttiği zaman, Allah’ın, sizin aracılığınızla bize bahşettiği nimet sayesinde bu sorunun cevabını bilir. Ancak bazen karşımıza bir mesele çıkabilir ve bu hususta ne senden ne de atalarından bir açıklama gelmemiş olabilir. Böyle bir durumda aklımıza gelen en güzel cevabı ve sizden bize ulaşan açıklamalara en uygun açıklamayı belirleyip bunu esas alabilir miyiz?”
Dedi ki: “Heyhat! Çok yazık! Ey Hâkim’in oğlu! Bu yöntemi uyguladıkları için, Allah’a yemin ederim ki, birçok insan helak oldu. Allah lanet etsin ona ki, ‘Ali öyle diyor, ben de böyle diyorum’ derdi.”
Muhammed b. Hâkim, Hişam b. Hakem’e demiştir ki: “Allah’a yemin ederim ki, ben yukarıdaki soruyu, kıyas yapmak için izin almak maksadıyla yöneltmiştim.”
Yunus b. Abdurrahman şöyle rivayet eder:
Ebu’l-Hasan Evvel (Musa b. Ca’fer aleyhisselâm)’a dedim ki: “Hangi yöntemle Allah’ı birleyelim?”
Buyurdu ki: “Ey Yunus! Sakın bid’atçı olma. Kişisel görüşüne dayanarak şirk beyan eden helak olur, Peygamberinin Ehl-i Beyt’ini terk eden sapıtır, Allah’ın Kitabını ve Peygamberin sözünü terk eden de kâfir olur.”
Abdurrahim el-Kasir, Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet etmiştir:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) buyurdu ki: “Her bid’at sapıklıktır ve her sapıklık ateştedir.”
Sema’e b. Mihran, Ebu’l-Hasan Musa (Musa b. Ca’fer aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:
İmam’a dedim ki: “Allah, seni sâlih kılsın! Bizler bir araya geliyor ve aramızda bilgilerimiz oranında müzakerelerde bulunuyoruz. Karşımıza ne çıkarsa, mutlaka onunla ilgili yanımızda yazılı bir şey vardır. Kuşkusuz bu, yüce Allah’ın sizin aracılığınızla bize bahşettiği bir lütuftur.
Bazen de kimi küçük meseleler karşımıza çıkar ve biz, bunlarla ilgili bir açıklama bulamayız, birbirimize bakarız. Fakat yanımızda buna benzer bilgiler vardır. Bu meseleyi en güzel bilgilerimizle kıyaslayarak cevaplandırmamız doğru olur mu?”
Buyurdu ki: “Sizin kıyasla ne işiniz var? Sizden önce helak olanlar, bu kıyas yüzünden helak oldular. Karşınıza hakkında bilgi sahibi olduğunuz bir mesele çıkarsa bildiklerinizi söyleyin. Bilmediğiniz bir şey çıkarsa karşınıza -İmam elini ağzına götürerek- susun. Allah, lanet etsin ona ki, ‘Ali öyle diyor, ben de böyle diyorum; sahabeler öyle diyorlar, ben de böyle diyorum’ derdi. Onun sohbetine katıldın mı?”
“Hayır. Fakat bu sözler onundur. Allah, seni sâlih kılsın, acaba Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) kendi zamanındaki insanların ihtiyaçlarına cevap verecek çözümleri sunmamış mıdır?” dedim. 
Buyurdu ki: “Evet, ayrıca kıyamete kadar ihtiyaç duyacakları çözümleri de sunmuştur.”
Dedim ki: “Bundan bir şey kaybolmuş mudur?”
Buyurdu ki: “Hayır, bu bilgilerin tümü ehli olanların yanındadır.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100