Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Ebu Halid el-Kabulî şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Ca'fer (aleyhisselâm)'a, "Allah'a, Resulüne ve indirdiğimiz nura iman edin" (Teğabün, 8) âyetinin sordum.
Buyurdu ki: "Ey Ebu Halid! Allah'a yemin ederim ki, bu nur imamlardır. Ey Ebu Halid! Mü'minin kalbindeki imamın nuru, gündüzün ortasında her tarafı aydın­latan güneşin ışığından daha parlaktır. Allah'a yemin ederim ki, onlar mü'minlerin kalplerini aydınlatırlar. Allah, dilediği kimseleri de onların nurundan yoksun bırakır. Böylece kalpleri karanlıklar içinde kalır. Karanlıklar, kalplerini bürür." 
Salih b. Sehl el-Hemedanî şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Abdullah (Ca'fer Sadık aleyhisselâm), Nur suresinde yer alan nur âyetini aşağıdaki gibi yorumladı: "Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili, kandillik gibidir." (Nur, 35) Fatıma (selâm üzerine olsun) gibidir.
"İçinde lâmba bulunan." Hasan (aleyhisselâm) kastedilmiştir.
"O lamba kristal bir fanus içindedir." Hüseyin (aleyhisselâm) yani.
"O fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir." Fatıma, dünya kadınları arasında inciye benzeyen bir yıldız gibidir.
"Mübarek bir ağaçtan tutuşturulur." İbrahim (aleyhisselâm) yani.
"Doğuya ya da batıya nisbet edilemeyen zeytinden." Ne Yahudi, ne de Hıristiyan olan.
"Onun yağı neredeyse ışık verir." Neredeyse ondan ilim fışkırır.
"Ateş değmese dahi. Nur üstüne nurdur." Ondan art arda imamlar gelir.
"Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir." Allah dilediği kimseleri imamlara ulaştırır. "Allah insanlara temsil getirir." (Nur, 35)
Dedim ki: Şu kelimelerin yorumunu da yapar mısın?
"Veya karanlıklar gibi" (Nur, 40)
"Onu bir dalga alır." Bundan maksat da üçüncüsüdür.
"Onun üzerinde de karanlıklar dalgası bulunur."
"Bazısı bazısının üstünde yer alır." Burada kastedilenler de Muaviye ve Emevi fitneleridir.
"Bir kimse elini dışarı çıkarırsa..." Emeviler'in fitnelerinin karanlığından bir mü'min elini çıkarırsa "Neredeyse onu görecektir.''
"Allah kime bir nur vermemişse." Fatıma evlâdından bir imam bahşetmemişse.
"Artık onun nuru olmaz" (Nur, 40) Kıyamet günü onun imamı olmaz."
İmam, "Önlerinden ve sağlarından, nurları aydınlatıp gider" (Hadid, 12) âyetini de şu şekilde yorumladı: "Mü'minlerin imamları, kıyamet günü mü'minlerin önlerinden ve sağlarından giderler ve onları cennet ehlinin kaldıkları konaklara indirirler."
Ali b. Ca'fer kardeşi Musa (b. Ca'fer aleyhisselâm)'dan benzeri bir açıklamayı rivayet etmiştir.
Muhammed b. Fudayl, Ebu'l-Hasân (Ali b. Musa aleyhisselâm)'dan şöyle rivayet etmiştir:
İmam'a, "Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar..." (Saf, 8) âyetinin anlamını sordum.
Buyurdu ki: "Bu ifade, ağızlarıyla Emirü'l-Mü'minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm)'ın velayetini söndürmek istiyorlar, demektir."
Dedim ki: "Allah nurunu tamamlayacaktır..." (Saf, 8) ifadesinin anlamı nedir?
Buyurdu ki: "Allah, imamlığı tamamlayacaktır, imamlık nurun ta kendisidir. İşte şu âyette, bu gerçeğe işaret ediliyor: 'Allah'a, Resulüne ve indirdiğimiz nura iman edin.' (Teğabün, 8) Allah'ın indirdiği nur, imamdır."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100