Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Fudayl b. Yesar şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm) dedi ki:
“Allah Azze ve Celle’nin rahmet ve huzur meltemi, zaferi, yardımı, kurtuluşu, bereketi, kerameti, bağışlaması, affı, kolaylığı, müjdesi, hoşnutluğu, yakınlığı, yardımı, egemen kılışı, umudu ve sevgisi Ali’yi veli edinen, onu imam edinip düşmanlarından uzaklaşan, onun ve ondan sonraki vasilerinin üstünlüğünü kabul eden kimse içindir. Onları şefaatimin kapsamına almam, benim üzerimdeki bir haktır. Onlarla ilgili olarak benim duamı kabul etmek de Rabbimin üzerindeki bir haktır. Çünkü onlar benim tâbilerimdir. Bana tâbi olan da bendendir.”
Abdullah b. Aclan, Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’dan, “Eğer bilmiyorsanız, zikir ehlinden sorunuz” (Nahl, 43) âyetiyle ilgili olarak şöyle rivayet etmiştir:
“Resûlullah buyurdu ki: Zikir Benim, imamlar da zikir ehlidir.”
“Bu Kur’ân senin için ve kavmin için bir zikirdir. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.” (Zuhruf, 44).
Ebu Ca’fer buyurdu ki: “Biz Peygamberin kavmiyiz ve biz sorulanlarız.”
Abdurrahman b. Kesir şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’a, “Eğer bilmiyorsanız, zikir ehlinden sorunuz” (Nahl, 43) âyetini sordum.
Buyurdu ki: “Zikirden maksat, Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlihi)’dir. Biz de bilinmeyen şeylerin sorulması gereken ehliyiz.”
Dedim ki: “Bu Kur’ân senin için ve kavmin için bir zikirdir. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.” (Zuhruf, 44).
Dedi ki: “Burada kastedilen biziz. Biz, zikir ehliyiz. Biz sorulan kimseleriz.”
el-Veşşa şöyle rivayet etmiştir:
İmam Rıza (Ali b. Musa aleyhisselâm)’a bir soru yönelttim ve dedim ki: “Sana kurban olayım. ‘Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun’ (Nahl, 43) âyetinin anlamı nedir?”
Buyurdu ki: “Biz zikir ehliyiz ve bilinmeyen şeylerin sorulması gerekenler biziz.”
Dedim ki: “Siz sorulanlar, bizler de soranlar mıyız?”
“Evet” dedi.
Dedim ki: “Size sormamız bizim üzerimizde bir hak mıdır?”
“Evet” dedi.
“Sizin de bize cevap vermeniz, sizin üzerinizde bir hak mıdır?” diye sordum.
Dedi ki: “Hayır, bu bize kalmış. Dilersek yaparız, dilemezsek yapmayız. Allah’ın şu âyetini duymadın mı; ‘işte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister tut; hesapsızdır.’ (Sâd, 39).”
Ebu Basir, Ebu Abdullah (Ca’fer Sa’dık aleyhisselâm)’dan, “Bu Kur’ân senin için ve kavmin için bir zikirdir. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız” (Zuh­ruf, 44) âyetini sordum.
Buyurdu ki: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) zikirdir, onun Ehl-i Beyt’i de (aleyhimusselâm) sorulanlardır. Onlar zikir ehlidirler.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100