Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Muhammed bin Sinan şöyle naklediyor:
Horasan’da mevlam Hz. Rıza (a.s.)’ın yanında idim. Halife Me’mun o zamanları genellikle İmam Rıza (a.s.)’ı sağ tarafında oturtuyordu. Me’mun’a bir adamın hırsızlık yaptığını bildirdiler. Me’mun o adamın getirilmesini emretti. Hazır olduğunda Me’mun, alnındaki secde izinden dolayı onu zahidler kıyafetinde gördü. Bundan dolayı hırsıza, “Öf bu güzel ize ve bu çirkin işe! Acaba (alnındaki) gördüğüm bu güzel eser ve zahidlik simasıyla mı seni hırsızlık yapmakla suçluyorlar?”
Zahid adam, “Ben bu işi (hırsızlığı) çaresiz olduğumdan dolayı yaptım. Çünkü sen, humus ve ganimetlerden benim payımı vermiyorsun” dedi.
Me’mun, “Senin humus ve ganimetlerde ne hakkın vardır?” dedi
Zahid, “Allah–u Teâlâ humusu beş yere taksim edip şöyle buyurmuştur:
‘Biliniz ki elde ettiğiniz ganimetin humusu (beşte biri) Allah’ın, Resulün, zevil kurbanın (Peygamber’in akrabalarının), yetimlerin, yoksulların ve yolcunundur.’ (Enfal/41). Yine ganimeti de altı yere bölüp şöyle buyurmuştur: ‘Allah’ın o (fethedilen) şehir halkından peygamberine verdiği fey (mal, servet, toprak vb.), Allah’a, Peygamber’e, yakın akrabalığı olanlara (Ehl–i Beyt’e), yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir? Öyle ki (bu mal ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp–dolaşan bir devlet olmasın.” (Haşr/7). Bu ayetlerin gereğince, ben yolcu ve yoksul olduğum halde sen beni hakkımdan mahrum kılmışsın” dedi.
Me’mun, “Acaba ben, senin bu sözlerinle Allah’ın hüküm ve cezalarından birini terk mi edeyim?” dedi.
Zahid, “İlk önce kendini arındır, daha sonra başkalarını arındırmaya çalış! İlk önce Allah’ın haddini (cezasını) kendine uygula, daha sonra başkalarına uygula” dedi.
Me’mun artık cevap veremedi, İmam Rıza’ya dönerek; “Bu konuda senin görüşün nedir?” dedi.
İmam Rıza (a.s.), “Bu adamın maksadı şudur ki, sen hırsızlık yaptığın için, o da hırsızlık yapmıştır!”
Me’mun bu sözden öfkelenip hırsızlık yapan adama dönerek şöyle dedi: “Allah’a and olsun ki senin elini kestireceğim.”
Zahid, “Acaba sen mi benim elimi kestiriyorsun, oysaki sen benim kölemsin” dedi.
Me’mun, “Yazıklar olsun sana, ben nasıl senin kölen oldum” dedi.
Zahid, “Senin annen Müslümanların malıyla alındığından dolayı seni azad etmedikleri serece bütün Müslümanların kölesisin; ben de seni azad etmemişim. Üstelik sen humusu da yutmuşsun! Binaenaleyh ne Resûlullah’ın Ehl–i Beyt’inin hakkını eda etmişsin, ne de benim ve benim gibi olanların hakkını vermişsin. Bir de kirli (suçlu) birisi, kendisi gibi çirkefli birisini temizleyemez; temiz bir kimsenin bulaşık bir şeyi temizlemesi gerekir. Hadde (şer’i cezaya) layık olan birisi kendisinden başlamadan önce başka birisine had uygulayamaz! Allah Teâlâ’nın, ‘Siz insanlara iyiliği emrediyorken kendinizi mi unutuyorsunuz? Oysa siz Allah’ın Kitabını okumaktasınız. Yine de akıllanmayacak mısınız?’ (Bakara/44) buyurduğunu duymadın mı?” dedi.
Bu esnada Me’mun İmam (a.s.)’a yönelerek, “Bu şahıs hakkında görüşün nedir?” diye sordu.
İmam Rıza (a.s.) cevaben şöyle buyurdular: “Allah (c.c.) Hz. Muhammed (s.a.a)’e şöyle buyurmuştur: Allah Teâlâ’nın kullara verdiği bir hüccet–i baliğası (üstün ve apaçık delili) vardır. Hüccet–i baliğa öyle bir hüccettir ki, cahil bir şahsa yetiştiğinde âlim bir şahıs gibi onu anlar, dünya ve ahiret hüccetle ayakta durmuşlardır!”
İmam Rıza (a.s.)’ın sözü buraya vardığında Me’mun, zahid adamın serbest bırakılmasını emretti. Me’mun bu olaydan sonra, halkın arasına çıkmıyordu, Hz. Rıza (a.s.) hakkında düşünceye dalmıştı; nihayet İmam (a.s.)’ı zehirleterek şehit etti. (Biharu’l–Envar, c. 49, s. 288).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100