Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Abdulhamid–i Vasitî şöyle naklediyor:
İmam Muhammed Bâkır (a.s)’a arz ettim ki: “Allah’a and olsun ki, dükkânlarımızı İmam Mehdi (a.s.)’ın zuhurunu beklemek için tatil etmişiz. Artık fakirlik ve mecburiyetten dolayı halka el açmamıza (dilenmemize) bir şey kalmamıştır!”
İmam Bâkır (a.s.) cevaben şöyle buyurdular: “Ey Abdulhamid! Eğer bir kimse, kendisini Allah’ın yoluna vakfederse, Allah Teâlâ’nın bir rızk yolunu onun yüzüne açmayacağını mı zannediyorsun? Allah’a and olsun ki, Allah–u Teâlâ rahmet kapısını onun yüzüne açacaktır. Kendisini bizim ihtiyarımıza bırakana, bizi ve bizim emrimizi (velayetimizi) diriltene Allah rahmet etsin.”
Abdulhamid, “Eğer Kâim’i (Hz. Mehdi’yi) mülakat etmeden ölürsem, nasıl olurum?” diye sordu.
İmam (a.s), “Sizlerden herhangi biriniz (kalpten), ‘Eğer Kâim–i Âl–i Muhammed’i görmüş olursam O’nun yardımına koşacağım’ derse, (sevap elde etmek açısından) O’nun yanında kılıç sallayan kimse gibi olur; O’nun yanında şehit olan kimse de iki defa şehit olan kimse gibi olur” diye buyurdu. (Biharu’l–Envar, c. 52, s. 126).
Cebel Amil büyüklerinden bir kişi her yıl Mekke ziyaretine müşerref oluyordu; dönüşte ise Medine’de İmam Sâdık (a.s.)’ın huzuruna varıyordu.
Bir defasında hacca müşerref olmadan önce İmam Sâdık (a.s.)’ın hizmetine varıp, on bin dirhem İmam’a vererek şöyle dedi: “Bu miktar parayla benim için bir ev almanı rica ediyorum.”
Daha sonra Mekke–i Muazzama’yı ziyaret ermek için İmam (a.s.)’ın huzurundan ayrıldı. Hac amellerini yaptıktan sonra İmam Sâdık (a.s.)’ın huzuruna vardı. İmam (a.s.) onu evine alıp ona bir yazı takdim ederek şöyle buyurdular: “Cennette öyle bir ev senin için aldım ki, onun bir tarafı Muhammed Mustafa (s.a.a.)’in evine, ikinci tarafı Ali (a.s)’ın evine, üçüncü tarafı Hasan–ı Mucteba (a.s)’ın evine, dördüncü tarafı ise Hüseyin bin Ali (a.s.)’ın evine yakındır!” (Yani onlarla komşusun.)
O adam, bu sözü İmam (a.s.)’dan duyunca kabul etti.
İmam (a.s.) da o miktar parayı, İmam Hasan ve İmam Hüseyin (a.s.)’ın evlatlarından fakir ve yoksul olanlar arasında dağıttı. Cebelî olan adam kendi vatanına döndü. Bir müddet geçtikten sonra o adam hastalandı, akrabalarını toplayıp şöyle dedi: “Ben İmam Sâdık (a.s.)’ın buyurduğunun gerçek olduğuna inanıyorum, sizden ricam, bu yazıyı benimle defnetmenizdir!”
Kısa bir süreden sonra adam dünyadan göçtü. Vasiyetine göre o yazıyı onunla defnettiler. Ertesi gün geldiklerinde, kabrinin üzerinde yeşil yazıyla yazılmış bir mektup gördüler; o mektupta şöyle yazılmıştı:
“Allah’a and olsun ki, Ca’fer bin Muhammed vaadine vefa etti!” (Biharu’l–Envar, c. 47, s. 134).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100