Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Ebu Müslim şöyle diyor:
Bir gün ben, Hasan-ı Basri ve Enes bin Malik birlikte Ümmü Seleme’nin (Peygamberin (s.a.a.) zevcesi) evine gittik. Enes evin kapısı önünde oturarak içeri girmedi. Ama benle Hasan-ı Basri içeriye geçtik. Hasan-ı Basri Ümmü Seleme’ye selam verdi, o da selamın cevabını verdi.
Daha sonra Ümmü Seleme; “Evladım sen kimsin?”diye sordu.
Hasan-ı Basri, “Ben Hasan-ı Basri’yim” dedi.
Ümmü Seleme, “Niçin gelmişsin?” diye sordu.
Hasan-ı Basri, “Resûlullah’ın (s.a.a.) Ali bin Ebu Tâlib hakkındaki hadisini bana söylemen için gelmişim” dedi.
Ümmü Seleme, “Allah’a and olsun ki, bu iki kulağımla Peygamber’den duyduğum bir hadisi sana söyleyeceğim; eğer yalan söylemiş olursam sağır olayım! Bu iki gözümle gördüm, görmemiş isem kör olayım! Kalbim onu almıştır, eğer buna tanıklık etmezse Allah onu mühürlesin! Eğer Resûlullah’tan (s.a.a.) duymamış ise dilsiz olayım. Resûlullah (s.a.a.) Ali bin Ebu Tâlib’e, ‘Ya Ali! Kim kıyamet günü Allah’ın huzurunda hazır olduğu gün senin velayetini inkâr ederse, müşrik ve puta tapanların safında yer almış olacaktır’ buyurdular.
Hasan-ı Basri bu hadisi duyunca şöyle dedi: “Allâh-u Ekber, tanıklık ediyorum ki, gerçekten Ali bin Ebu Tâlib benim ve bütün mü’minlerin mevlasıdır.”
Ümmü Seleme’nin evinden dışarı çıktığımızda, Enes bin Malik, Hasan-ı Basri’ye, “Neden tekbir getirdin?” diye sordu. O da sebebini ona açıkladı. Bunun üzerine Peygamber’in hizmetçisi Enes bin Malik şöyle dedi: “Bu Hadisi, Resûlullah (s.a.a.) üç, dört defa buyurmuştur” (Bihar, c.42, s.142).
İki eli, iki ayağı kesilmiş ve her iki gözü de çıkmış olan bir adam; “Allah’ım beni ateşten koru!” diye feryat ediyordu. Bir şahıs ona; “Senin için bir ceza kalmadığı halde yine de Allah’ın seni ateşten korumasını mı istiyorsun?” dediğinde o adam şöyle dedi: “Ben Kerbela’da idim, İmam Hüseyin öldürüldüğünde, onun üzerinde değerli bir şalvar ve kuşağın olduğunu gördüm, bütün elbiseleri yağmalanmıştı, sadece üzerinde bir şalvar kalmıştı. Hüseyin’in (a.s.) bedenine doğru yaklaştım, o kuşağı açmak istediğimde, elini kaldırıp onun üzerine koydu! Elini kenara itemedim, bu yüzden elini kestim. Yine o kuşağı açmak istediğimde bu defa sol elini o kuşağın üzerine koydu! Her ne yaptımsa elini onun üzerinden kaldıramadım. Bundan dolayı sol elini de kestim! Yine de o kuşağı açmak istedim, bu anda zelzelenin korkutucu sesini duydum! Korkarak kenara çekildim, geceleyin şehitlerin parça-parça olan bedenlerinin kenarında yattım. Uyku âleminde Hz. Muhammed’in (s.a.a.) Hz. Ali ve Fâtıma (a.s.) ile gelip İmam Hüseyin’i öptüğünü gördüm. Hz. Peygamber; ‘Oğlum seni öldürdüler mi? Allah da seni bu hale sokanları öldürsün!’ buyurdu. İmam Hüseyin; ‘Beni Şimr öldürdü, burada yatan bu şahıs da benim ellerimi kesti’ dedi. Fâtıma (a.s.) da bana bakıp şöyle dedi: ‘Allah el ve ayaklarını kessin, gözlerini çıkarsın ve seni ateşe soksun!’ Uykudan uyandım, el ve ayaklarımın kesildiğini ve kör olduğumu anladım. Fâtımâ’nın (a.s.) üç duası kabul olmuştur ama dördüncüsü (ateşe atılmak) halen duruyor. İşte bundan dolayı, ‘Allah’ım beni ateşten koru!’ diye dua ediyorum.” (Biharu’l-Envar, c.45, s.311).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100