Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Rey ahalisinden (halkından) olan bir şahıs şöyle diyor:
Yahya bin Halid, bir kimseyi bize vali tayin etti. Bir miktar maliyet (vergi) borçlu idim, sürekli benden istiyorlardı. Ama ben onu ödemekten mazurdum. Çünkü benden almış olsalardı, fakir ve muhtaç olurdum. Valinin, Şii mezhepli birisi olduğunu bana söylediler. Bununla birlikte yine de onun yanına gitmekten korktum. Çünkü bu haberin doğru çıkmayarak beni yakalamalarından, borcu ödemeye mecbur kılacaklarından ve huzurumu bozacaklarından korkuyordum.
Bu sorunun çözümü için Allah’a sığınmak istedim. Bundan dolayı Allah’ın evi (Kâ’be)’nin ziyaretine gidip mevlam İmam Sâdık (a.s)’ın yanına vardım ve kendi halimden şikayet ettim.
İmam (a.s.) benim sözlerimi dinledikten sonra valiye şöyle bir mektup yazdılar:

Bismillahirrahmanirrahim
‘Bil ki, Allah’ın Arş’ının altında bir gölge vardır; kardeşine ihsan eden, onun sorununu gideren veya onun kalbini şen edenden başka bir kimse o gölgenin altında yer alamaz ve bu senin kardeşindir. Vesselam.’
Hac amellerini yaptıktan sonra kendi şehrime geri döndüm. Geceleyin o adamın yanına gidip mülakat için izin istedim ve ‘Ben Musa bin Ca’fer’in elçisiyim’ dedim.
Valinin kendisi yalın ayak gelip kapıyı açtı ve iki gözümün arasından öpüp beni bağrına bastı. İmam (a.s.)’ı görmekle ilgili benden soru sorduğu her defasında aynı hareketi tekrarlıyordu (gözlerimin arasından öpüp beni bağrına basıyordu). İmam’ın sıhhatinin yerinde olduğunu ona söylediğimde çok sevindi ve Allah’a şükretti. Daha sonra beni evinin baş tarafına oturttu, kendisi ise karşımda oturdu. İmam (a.s.)’ın ona hitaben yazmış olduğu mektubu ona teslim ettiğimde ayağa kalkıp mektubu öptü ve onu okudu. Daha sonra para ve elbise istedi; paraları dinar-dinar, dirhem-dirhem (kuruş-kuruş) bölüp elbiseleri de bir-bir taksim etti; hatta bölmesi mümkün olmayan malları da bana bağışlıyordu.
O böldükleri ve bağışladıkları mal ve paraları bana verdikçe; ‘Kardeş! Seni hoşnut ettim mi?’ diye soruyordu.
Ben de cevaben; ‘Evet, Allah’a and olsun ki, sen benim hoşnutluk ve sevincimi artırdın’ diyordum. Daha sonra maliyet (vergi) defterini istedi ve benim adıma yazılan her şeyi (borcu) sildi ve ‘bu vergi vermekten muaftır’ diye bir mektup da yazıp bana verdi. Sonra onunla vedalaşıp evime döndüm.
Eve dönerken kendi kendime, ‘Ben bu adamın (valinin) hizmetini telafi etmekten acizim, gelecek yıl hacca müşerref olduğumda onun için dua etmem ve İmam (a.s.)’ın huzuruna gittiğimde, onun benim için yaptığı şeyleri İmam’a anlatmam iyi olur’ diye düşündüm.
Bu düşündüğüm işi de yaptım; benimle o adam arasında geçen şeyleri İmam’a anlattım. İmam (a.s.)’ın bu durumdan sevindiği yüzünden okunuyordu.
İmam’a; ‘Mevlam! Bu haber seni sevindirdi mi?’ diye sordum.
İmam (a.s); ‘Evet, Allah’a and olsun ki, bu haber beni, Emiru’l-Muminin Ali (a.s.)’ı, ceddim Resûlullah’ı (s.a.a.) ve Allah-u Teâlâ’yı hoşnut ve mesrur etti’ buyurdular.” (Biharu’l-Envar, c.48, s.174 ve 313).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100