Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Bir gün Emirü’l-Mü’minin Hz. Ali (a.s.), hilafeti döneminde Kûfe’nin dışında İslam’ın sığınağında yaşayan zimmi (Yahudi veya Hıristiyan) birisiyle yol arkadaşı oldu.
Zimmi adam, “Ey Allah’ın kulu! Nereye gidiyorsun” dedi.
Hz. Ali (a.s.), “Kûfe’ye” buyurdular.
Her ikisi kavşağa kadar birlikte yola devam ettiler. Zimmi şahıs kavşağa yetiştiğinde ayrılıp kendi yoluna gitmek istediğinde, Müslüman arkadaşının da Kûfe yoluna gitmeyip onunla beraber geldiğini gördü.
Zimmi adam, “Siz Kûfe’ye gideceğinizi söylemediniz mi?” diye sordu.
Hz. Ali (a.s.), “Evet, söyledim” buyurdu.
Zimmi adam, “Siz Kûfe yolundan gitmediniz, Kûfe yolu öteki yoldur” dedi.
Hz. Ali (a.s.), “Farkındayım ama en iyi arkadaşlık, arkadaşı ayrıldığında onu birkaç adım uğurlamaktır. Peygamberimiz bize böyle emretmiştir. İşte bundan dolayı birkaç adım seni uğurlamak istiyorum. Daha sonra kendi yoluma döneceğim” diye buyurdu.
Zimmi adam: “Sizin peygamberiniz böyle mi emretmiştir?” diye sordu.
Hz. Ali (a.s.), “Evet” buyurdu.
Zimmi adam, “Peygamberinizin dininin dünyaya böyle bir hızla yayılması ve böyle çok takipçiler bulması, kesinlikle O’nun bu güzel ahlakından dolayıdır” dedi.
Zimmi adam Emirü’l-Mü’minin Hz. Ali’yle (a.s.) birlikte Kûfe’ye döndü. O’nun, Müslümanların halifesi olduğunu öğrenince Müslüman olduğunu açıklayarak şöyle dedi: “Sen şahit ol ki, ben sizin dininiz üzereyim.” (Bihar, c.41, s.53; c.74, s.157).
Hz. Ali (a.s.), İslam ordusuyla birlikte ahdi bozan muhalifleri ezmek için Basra’ya doğru hareket ettiler. Basra’nın yakınlarında Zîkar denen bir yere ulaştıklarında, yorgunluklarını gidermek ve orduyu savaşa hazırlamak için onlara oturup dinlenme emri verdi.
Abdullah bin Abbas şöyle diyor:
“Ben orada Emirü’l-Mü’minin Hz. Ali’nin (a.s.) huzuruna vardığımda, Hazretin, (ordu komutanı ve Müslümanların reisi olmasına rağmen) kendi ayakkabısını yamadığını gördüm.
Hz. Ali (a.s.) bana dönerek şöyle buyurdular: “İbn-i Abbas! Bu ayakkabının değeri ne kadar olabilir?
Ben dedim ki: “Bunun hiçbir değeri yoktur.”
Buyurdular ki: “Allah’a and olsun ki, bu değersiz ayakkabı size hükümet ve önderlik etmekten bana daha sevimlidir. Bu hükümet ve önderlikle hakkı diriltip bâtılı yok edersem o başka.” (Bihar, c.32, s.76).
Bir hükümetin değeri, hakkı diriltmeğe bâtılı ise yok etmeğe bağlıdır. Aksi takdirde ne değeri olabilir ki.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100