Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Hişam bin Abdulmelik (Abbasi halifelerinin onuncusu) hac merasimine katılıp Allah’ın evini tavaf etmekle meşgul olduğu bir sırada, Hacerü’l- Esved’e elini sürmek istediğinde halkın izdihamından dolayı eli ona yetişmedi. Daha sonra Hişam için oraya bir minber bıraktılar; o da Şam halkı etrafını sardığı halde minberin üzerinden tavaf edenleri seyretmekle meşgul oldu. Bu sırada Hişam’ın gözü Ali bin Hüseyin (a.s.)’a ilişti. İmam (a.s.) ihram bağladığı ve alnının nasırı gözüktüğü bir halde gelerek tavafa başladı. Hacerü’l-Esved’e ulaştığında, halk onun heybet ve azametini görerek saygı için ona yol verdiler. İmam (a.s.) da kolaylıkla Hacerü’l-Esved’i istilam etti (ona elini sürdü).
Hişam, İmam (a.s.)’ın azamet ve halk arasındaki ihtiramını kendi gözleriyle gördüğünden dolayı çok rahatsız oldu. Şamlı birisi Hişam’a dönerek, “Ey Emire’l-Müminin! Bu şahıs kimdir?” diye sordu.
Hişam, Şam halkının İmam Zeynu’l-Abidin (a.s.)’ı tanımamaları ve ona rağbet etmemeleri için, tanıdığı halde tanımıyorum dedi.
Orada bulunan Ferazdak, hiç çekinmeden, “Ben onu çok iyi tanıyorum” dedi.
Onun bu sözü üzerine Şamlı adam ona dönerek, “Ey Eba Faris! O şahıs kimdir?” diye sordu.
Ferazdak tam bir şecaatle İmam (a.s.) hakkında güzel bir şiir okudu:
“Bu öyle bir şahıstır ki, Mekke toprağı onun ayak izini tanıyor.
Ka’be evi, haremin dışı ve içi de onu tanıyor.
Bu, Allah’ın en iyi kullarının oğludur.
Bu, Allah’tan korkan, tertemiz ve Allah’ın yeryüzündeki nişanesidir.
Bu, öyle bir kimsedir ki, seçkin Ahmed (s.a.a.) onun babasıdır.
Rabbim sürekli O’na salat ve selam etmektedir.
Eğer Rükün (Hacerü’l-Esved), kimin ona el sürdüğünü bilmiş olsaydı,
Mutlaka yere kapanıp onun ayak yerini öperdi.
Bu, babası Resûlullah olan Ali (Zeynu’l-Abidin)’dir;
Bu, kadınların hanım efendisi Fâtıma’nın oğludur.
Ve kılıcında kafirler için azap olan vasi (Ali)’nin oğludur.” (Bu kaside kırk beyittir. Tamamı Biharu’l-Envar, c.46, s.125’de nakledilmiştir).
Hişam, Ferazdak’ın bu şiirinden dolayı sinirlenerek onun Beytu’l-Mal’dan hukukunun kesilmesini emretti. Sonra, “Neden bizim hakkımızda böyle bir şiir söylemedin?” diye itirazda bulundu.
Ferazdak cevaben şöyle dedi: “O’nun ceddi gibi bir ced, O’nun babası gibi bir baba ve O’nun annesi gibi bir anne getir, O’nun hakkında söylediğim gibi senin hakkında da söyleyeyim!” (Bihar, c.46, s.125).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100