Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyuruyor: “Eğer içki içen birisi elçiliğe gelirse, teklifini reddedin; konuşursa sözünü tasdik etmeyin; aracı olmak isterse, aracı yapmayın ve güvenerek bir emaneti ona vermeyin. Kim içki içen bir kimseye güvenerek bir emaneti onun yanında bırakır ve o emanet onun yanında yok veya zayi olmuş olursa, Allah–u Teâlâ emanet verene bir mükâfat vermez ve emaneti de telafi etmez.”
İmam (a.s.) daha sonra şöyle buyurdular: “Bir şahsa bir miktar para vererek ticaret yapması için onu Yemen’e göndermek istedim. Babamın huzuruna vardığımda arz ettim ki: ‘Filan adama ticaret yapmak için sermaye vermek istiyorum, sizin görüşünüz nedir?’
Babam, ‘Onun içki içtiğini bilmiyor musun?’ diye buyurdu.
Ben de cevaben, ‘Bazı mü’minlerden onun içki içtiğini duymuşum’ dedim.
Babam buyurdu ki: ‘Onların sözlerini tasdik et. Zira Allah–u Teâlâ Peygamberi hakkında şöyle buyuruyor: Peygamber Allah’a inanıyor, mü’minleri ise tasdik ediyor.’
Sonra buyurdular ki: ‘Eğer ona sermaye verirsen ve bu sermaye de zayi veya yok olursa, Allah–u Teâlâ buna karşılık sana mükâfat vermez ve bu sermayeyi de telafi etmez.’
‘Neden?’ dediğimde buyurdular ki: ‘Çünkü Allah–u Teâlâ şöyle buyuruyor: Allah’ın sizin için sermaye kıldığı mallarınızı akılsızlara vermeyin.’ (Nisa, 5).
Acaba içki içenden daha akılsız biri var mıdır? Kul içki içmedikçe Allah’ın sığınağındadır; içki içtiğinde Allah onun sırrını açar ve onu kendi sığınağına almaz. Böyle olunca da kulağı, gözü, eli ve ayağı şeytan olup onu her kötülüğe doğru sevk eder ve her hayırdan onu alı kor.” (Bihar, c.103, s.84).
Abdulaziz Kıratisî şöyle diyor:
İmam Sâdık (a.s.) bana buyurdular ki: “Ey Abdulaziz! On basamaklı merdiven gibi imanın da on derecesi vardır. İkinci derecede olan bir kimse, birinci derecede olan kimseye, ‘Senin imanın yoktur’ dememelidir. Birinci derecede olan kimse de onuncu derecede olan kimseye ulaşmak için gayret göstermelidir.
Ey Abdulaziz! İmanı senin imanından üst derecede olan kimse seni imansız bilmemesi için, imanı senden aşağı derecede olan kimseyi imansız bilme. Bir kimsenin iman bakımından senden aşağıda olduğunu gördüğünde, onu şefkat ve muhabbetle kendi derecene ulaştır; kaldıramayacağı ve onu kırmak için gücünü aştığı bir şeyi ona tahmil etme. Bu iş güzel bir iş değildir. Kim bir mü’minin kalbini kırarsa, onun kalbini düzeltmesi ona farzdır.”
Sonra şöyle buyurdular: “Mikdad imanın sekizinci, Ebuzer dokuzuncu, Selman ise onuncu derecesinde idi.” (Bihar, c.22, s.350; c.69, s.165 ve 168).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100