Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Resûlullah (s.a.a.) için iki iri deve getirdiklerinde ashabına şöyle buyurdu: “İçinizde dünya hakkında düşünmeksizin iki rekât namaz kılacak birisi var mıdır? Kim kılarsa ona bu iki deveden birini vereceğim.”
Resûlullah (s.a.a.) bu sözünü birkaç kez tekrarladı. Ashabdan hiç kimse cevap vermeyince Emirü’l-Mü’minîn Hz. Ali (a.s.) ayağa kalkarak, “Ya Resûlallah! Ben buyurduğunuz şekilde iki rekât namaz kılmaya hazırım” dedi.
Resûlullah (s.a.a.), “Çok iyi, kıl” diye buyurdu.
Emirü’l-Mü’minîn Ali (a.s.) namaza başladı. Namazın selamını verdiğinde Cebrail (a.s.) yeryüzüne inerek şöyle dedi: “Allah-u Teâlâ buyuruyor ki: Bu develerden birini Ali’ye ver.”
Resûlullah (s.a.a.) buyurdu ki: “Ben, namaz kılarken dünya işleriyle ilgili herhangi bir şeyi düşünmemeyi şart koşmuştum. Oysa Ali teşehhüd okurken, ‘Develerden hangisini alayım’ diye düşündü.”
Cebrail (a.s.), “Allah-u Teâlâ buyuruyor ki: Ali’nin hedefi, semiz olan deveyi alıp onu keserek fakirlere vermekti, bundan dolayı düşüncesi Allah içindi, kendisi veya dünya için değildi” dedi.
Bu esnada Peygamber (s.a.a.), Hz. Ali’ye teşekkür ve onu takdir etmek için her iki deveyi ona verdi.
Allah-u Teâlâ da bir ayetin zımnında Hz. Ali’yi takdir etmek için şöyle buyurdu: “İnne fî zalike lezikra limen kane lehu kalbun ev elka’s-sem’a ve huve şehid/Hiç şüphesiz bunda, kalbi olan ya da bir şahit olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt vardır.” (Kâf, 37).
Sonra Resûlullah (s.a.a.) şöyle buyurdular: “Kim iki rekât namaz kılar da dünya işleri hakkında bir şey düşünmemiş olursa, Allah-u Teâlâ ondan razı olup günahlarını affeder.” (Bihar, c.36, s.191).
Hz. Ali (a.s.)’ın hilafeti döneminde vuku bulan ilk savaş, Cemel savaşı idi. Hz. Ali (a.s.)’ın ordusu bu savaşta galip olmasıyla savaş sona erdi. Hz. Ali (a.s.)’ın ashabından olup savaşa katılmış olanlardan biri şöyle dedi: “Keşke kardeşim burada olsaydı da, Allah Teâlâ’nın sizi düşmana nasıl galip ettiğini görseydi; o da hoşnut olarak ecir ve mükâfata erişmiş olurdu.”
İmam (a.s) o sahabeye, “Kardeşinin kalp ve fikri bizimle miydi?”
Sahabe, “Evet” dedi.
İmam (a.s.), “Öyleyse o da bu savaşta bizimle beraber olmuştur. Sadece o değil, babalarının sulbünde ve annelerinin rahimlerinde olanlar bile, bizimle aynı fikir ve akide üzere olurlarsa, onlar da bizle bu savaşta hazır olmuşlardır; onlar yakında dünyaya ayak basacaklar ve din onların vesilesiyle güçlenecektir.” (Bihar, c.32, s.245; c.100, s.96).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100