Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Hz. Ali (a.s.)’ın şahadetinden sonra kardeşi Akil, Muaviye’nin sarayına uğradı. Muaviye, Akil’den, kızartılmış demir olayını sordu. Akil, kardeşi Ali (a.s.)’ı hatırlayınca ağlayarak şöyle dedi: 
“Ey Muaviye! İlk önce kardeşim Ali hakkında diğer bir şey söyleyeceğim, daha sonra sorunun cevabını vereceğim. Bir gün Hz. Ali (a.s.)’ın oğlu Hüseyin’e bir misafir geldi. Hüseyin (a.s.) onu ağırlamak için bir dirhem borç ederek onunla bir ekmek aldı. Ekmekle yenilecek bir katık olmadığından dolayı hizmetçileri Kanber’e, Yemen’den getirilmiş olan bal tulumlarından birini getirip açmasını istedi. Hüseyin (a.s.) bir rıtl (ölçek/litre) bal ondan götürdü.
Hz. Ali (a.s.) (Müslümanların arasında) onu bölmek istediğinde, tulumun ağzının açıldığından şüphelendiğinden dolayı şöyle buyurdu: ‘Ey Kanber! Galiba bu tulumun ağzı açılmış ve bir şeyler yapılmıştır!’
Kanber cevaben, ‘Evet, doğrudur’ diyerek olayı ona anlattı. Hz. Ali (a.s.) çok sinirlendiğinden, ‘Hüseyin’i bana getirin’ diye emretti. Hüseyin (a.s.)’ı getirdiklerinde kırbacı kaldırıp ona vurmak istediğinde Hüseyin (a.s.), ‘Amcam Ca’fer’in hakkı hürmetine beni affet’ dedi. Kardeşi Ca’fer-i Tayyar’ın hakkına and verdiklerinde Hz. Ali’nin öfkesi yatışıyordu. Hz. Ali (a.s.) bu sözü duyunca ona vurmaktan vazgeçerek şöyle buyurdu: ‘Bal Müslümanların arasında bölünmeden neden ona el vurdun?’
Hüseyin (a.s.) cevaben, ‘Babacığım! Bizim onda bir hakkımız vardır, ben ödünç olarak ondan bir miktar götürdüm, bizim payımızı verdiğinizde borcumu ödeyeceğim’ dedi.
Hz. Ali (a.s) buyurdular ki: ‘Baban sana feda olsun, senin onda hakkın olsa da Müslümanlar kendi hakkından yararlanmadıkça (onların hakkı verilmedikçe) senin ondan yararlanmaya hakkın yoktur. Eğer Resûlullah’ın senin ön dişlerinden öptüğünü görmüş olmasaydım, bu işinden dolayı canını incitirdim.’
Daha sonra Kanber’e bir dirhem vererek ona, ‘Bununla alabildiğin kadar en iyi bal al onun yerine bırak’ diye emretti.
Hz. Ali (a.s.)’ın tulumun ağzını açarak Kanber’in alınan balı ona döktüğünü ve Hazretin onun ağzını eliyle kıvırarak bağladığını görür gibiyim! Hz. Ali (a.s.) ağladığı halde şöyle diyordu: Allah’ım! Hüseyin’i bağışla; zira o farkına varmamıştır.” 
Muaviye bu sözleri dinledikten sonra şöyle dedi: “Öyle bir kimsenin faziletinden söz ettin ki, kimse onun faziletini inkâr etmemektedir. Allah rahmet etsin Ebu’l-Hasan’a, şüphesiz o, kendisinden öncekilerden (fazilet açısından) öne geçmiştir ve kendisinden sonra gelecekleri de aciz bırakmıştır. Şimdi kızartılmış demir hikâyesini bize anlat.” (Bihar, c. 42, s. 117).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100