Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Bir gün Ebu Hanife, İmam Ca’fer Sâık (a.s.)’ın huzuruna vararak şöyle dedi: “Ben oğlun Musa’yı (İmam Kâzım’ı) namaz kılarken gördüm. Halk onun önünden geçiyordu, o ise onlara mani olmuyordu. Halbuki bu iş doğru değildir!”
İmam Sâdık (a.s.), “Oğlum Musa’yı çağırın gelsin” dedi. 
İmam Musa Kâzım (a.s.) babasının yanına geldiğinde İmam Sâdık (a.s.) ona şöyle buyurdu: “Ebu Hanife diyor ki: Musa namaz kılıyordu, halk da onun önünden geçiyordu ama o, onları bu işten nehyetmiyordu.”
İmam Musa Kâzım (a.s.) babasının cevabında şöyle dedi: “Babacığım! Kendisi için namaz kıldığım Zât, herkesten bana daha yakındır. Zira Allah Teâlâ, ‘Biz insana, onun şah damarından daha yakınız’ buyurmuştur (Kâf, 16).
İmam Sâdık (a.s.) (küçük yaşta olan) oğlunu bağrına basarak şöyle buyurdu: “Babam ve anam sana feda olsun ey kalbinde ilahi sırlar olan!” (Bihar, c.48, s.171; c.10, s.204; c.83, s.297 ve 299).
Yese b. Hamza şöyle diyor: 
İmam Rıza (a.s.)’ın huzurunda oturup konuşuyorduk Bir grup kimseler de helal ve haramla ilgili meseleler soruyorlardı. Bu sırada uzun boylu esmer bir adam içeri girerek şöyle dedi: “Ey Resûlullah’ın oğlu! Ben, sizi ve dedelerinizi sevenlerdenim. Hacdan dönüyorum. Yol azığım tükenmiş ve beni vatanıma ulaştıracak param da kalmamıştır. Eğer uygun görüyorsanız, şehrime ulaştıracak miktarda bana yardımda bulununuz. Ben orada verdiğiniz para miktarında sizden taraf sadaka vereceğim. Çünkü ben sadaka ehli değilim.”
İmam (a.s.) o adama, “Otur Allah sana merhamet etsin” buyurdu. Sonra halka dönerek onlarla konuşmaya başladı. Nihayet halk dağıldı. Odada o adam, Süleyman-i Ca’feri, Hayseme ve ben kaldık...
Daha sonra İmam (a.s.) kalkarak diğer bir odaya girdi. Az sonra elini kapının üzerinden çıkararak, “Horasanlı nerededir?” buyurdu.
Horasanlı adam, “Ben buradayım” dedi.
İmam (a.s.), “Bu iki yüz dinarı al, yolculuk ihtiyaçlarını karşıla, onunla teberrük et ve benden taraf da onu sadaka vermen gerekmez. Dışarı çık da ne ben seni göreyim ve ne de sen beni göresin!”
Horasanlı adam çıkıp gittiğinde İmam (a.s.) içeri geldi. Süleyman İmam (a.s.)’a, “Fedan olayım! Ona büyük lutufta bulundun, ona çok merhamet ettin! Dinarları verirken neden kapı arkasında saklandın?” diye sordu.
İmam (a.s.) cevabında şöyle buyurdular: “Onun yüzünde, istekte bulunma ezikliğini görmemek için böyle yaptım.” (Bihar, c.49, s.101).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100