Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Necefu’l–Eşref’in yakınlarında yer alan Hille şehrinin muhlis Şiilerinden olan Ebu Racih, o şehrin umumi hamamlarından birisinin sorumlusu idi. Bundan dolayı o şehrin halkının çoğu onu tanıyorlardı. O zaman Hille şehrinin valisi Mercan Sağir isminde bir şahıs idi. Bazı kimseler, Ebu Racih–i Hemmami’nin Resûlullah’ın (s.a.a.) münafık ashabından bazılarına dil uzattığını ona söylediler. Vali o şahısın ihzar edilmesini emretti.
Onu getirdiklerinde onun suratına o kadar yumruk ve tekme vurdular ki, dişleri yerinden çıktı! Dilini çıkarıp çuvaldızla deldiler, (bıçakla) burnunu kestiler, onu çok vahim bir halde bir grup gaddar kimselere teslim ettiler. O zalimler de onun boynuna bir ip atıp Hille şehrinin sokak ve caddelerinde dolaştırdılar!
Bedeninden o kadar kan aktı ki, artık yürümeye gücü kalmadı, onun yaşayabileceği ümit edilmiyordu. Vali onu öldürmek isteğinde, orada hazır olanlardan bazıları şöyle dediler: “O yıpranmış yaşlı bir kişidir, yeterince cezalandırılmıştır, ister istemez çok geçmeksizin ölecektir, siz onu öldürmekten vazgeçiniz.”
Ama ertesi günü halk, onun namaz kılmakla meşgul olduğunu görünce şaşırıp kaldılar; her açıdan salimdi, dişleri kendi yerinde idi, bedeninin yaraları iyileşmişti, o yaralardan hiçbir eser göze çarpmıyordu. Hayretle ona şöyle dediler: “Nasıl oldu ki kurtuldun, sanki sana hiç dayak yememişsin?!”
Ebu Racih cevab olarak şöyle dedi: “Ben ölüm yatağına düştüğümde, hatta dilimle mevlam Hz. Veliyy–i Asr’dan (a.s.) yardım dileyecek bir gücün bile kalmamıştı; bundan dolayı kalbimde O Hazrete tevessül ettim, O’ndan yardım diledim. Gece tam karanlık çöktüğünde, aniden evim aydınlandı! O anda gözüm mevlam İmam Zaman’ın (a.s.) cemaline ilişti, İmam (a.s.) yanıma gelip mübarek elini yüzüme çekti ve şöyle buyurdu: ‘Kalk! Ailenin geçimini temin etmek için dışarı çık; Allah Teâlâ sana şifa verdi!’
Şimdi sağlığımın yerinde olduğunu sizler de görüyorsunuz.”
Onun sağlık ve bu ilginç durumunun haberi çok geçmeksizin her tarafa yayıldı. Hille’nin valisi kendi memurlarına, Ebu Racih’i onun yanına ihzar etmelerini emretti. Onu getirdiklerinde vali, Ebu Racih’in kıyafetinin tamamıyla değişmiş olduğunu, yüzü ve bedenindeki onca yaralardan hiçbir eser kalmadığını gördü; dünkü Ebu Racih ile bugünkü Ebu Racih kesinlikle kıyas edilemezdi!
Vali bu durumu görünce, onun kalbine bir korku düştü; o bu olaydan o kadar etkilendi ki, artık ondan sonra (çoğu Şia olan) Hille halkına karşı tavırları tamamen değişmiş oldu.
Hille valisi önceleri, Hille’de İmam Zaman’ın (a.s.) makamıyla meşhur olan yere geldiğinde, o kutsal mekâna saygısızlık yapması için alay edercesine kıbleye sırt çeviriyordu. Ama bu olaydan sonra, o kutsal mekâna gelip kıbleye doğru dizleri üstünde oturuyordu ve Hille halkına saygılı davranıp onların yanlışlıklarını görmezlikten geliyordu ve iyi iş yapanlara iyilik yapıyordu. Bununla birlikte ömrü çok uzun sürmedi. (Biharu’l–Envar, c.52, s.70).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100