Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
 
Allah’ı inkâr eden biri olan Abdullah-i Disanî, İmam Sâdık (a.s.)’ın huzuruna vararak şöyle dedi: “Beni Rabb’ime doğru yönelt.”
İmam (a.s.), “İsmin nedir?” diye sordu.
Disanî ismini demeden kalkarak gitti.
Dostları ona, “Neden ismini söylemedin?” dediler.
Disani şöyle dedi: “Eğer ismim Abdullah’tır demiş olsaydım, o zaman kesinlikle; ‘Kulu olduğun zat kimdir?’ diye sorardı.
Arkadaşları ona dediler ki: “İmam Sâdık’ın (a.s.) yanına git ve O’ndan Allah’a yöneltmesini ve senden ismini sormamasını rica et.”
Disani İmam Sâdık (a.s.)’ın yanına dönerek, “Beni yaratanıma hidayet et ve ismimi de sorma” dedi.
İmam (a.s.) ona; “Otur” diye buyurdu. Bu esnada küçük bir çocuk, elinde bir yumurtayla oynadığı halde içeriye girdi. İmam Sâdık (a.s.) o çocuğa; “Yumurtayı bana ver” dedi. Çocuk da yumurtayı o Hazrete verdi.
Sonra İmam (a.s.) şöyle buyurdular: “Ey Disanî! Bu bir kaledir, kalın bir kabuğu vardır, kalın kabuğun altında ince bir perde vardır, o ince perdenin altında da akıcı bir gümüş ve sıvı bir altın (yumurtanın beyazı ve sarısı) vardır; ne sıvı altın akıcı olan gümüşe karışır, ne de akıcı olan gümüş sıvı altına karışıyor. Bunlar kendi hallerindedir; hiç kimse onun içerisinden bir haber getirmemiştir ve yine hiçbir kimse onun erkek için mi yoksa dişi için mi yaratılmış olduğunu bilmiyor. Kırıldığında tavus gibi elvan-elvan kuşlar ondan dışarı çıkıyor! Acaba bunun ilim sahibi bir yaratıcısının olduğuna inanmıyor musun?”
Disanî bir müddet başını aşağı eğdikten sonra şöyle dedi “Allah’tan başka bir ilahın olmadığına ve Muhammed’in (s.a.a.) de O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet (tanıklık) ediyorum. Şüphesiz sen İmamsın ve Allah’ın, yaratığına olan hüccetisin. Kuşkusuz ben sahip olduğum inançtan dolayı tevbe ediyorum.” (Bihar, c.3, s.31–32).
Bir adam İmam Sâdık (a.s.)’ın huzuruna gelerek Allah Teâlâ’nın varlığı hakkında soru sordu. İmam (a.s.); “Ey Allah’ın kulu! Şimdiye kadar gemiye binmiş misin?” diye sordu.
Adam; “Evet” dedi.
İmam (a.s.) buyurdu ki: “Acaba gemin denizde hiç kırılmış mı; öyle ki denizin dalgalarına yakalanmış olasın ve o yakınlarda da seni kurtaracak ne bir gemi ve ne de güçlü bir dalgıç bulunsun ve kurtuluş ümidi de tamamıyla yüzüne kapanmış olsun?”
Soru soran şahıs: “Evet, böyle bir sahneyle karşılaşmıştım.”
İmam (a.s.), “O korkunç tehlikeli durumda kalbin, seni o korkunç tehlikeden kurtarabilecek bir şeye yöneldi mi?” diye sordu.
Soru soran şahıs, “Evet” dedi.
İmam (a.s.), “İşte O, kurtarıcı olmayan yerde, tek kurtarıcı olarak akla gelen, yardımcı bulunmayan yerde yardım etmeye kadir olan ve sığınaksızların sığınağı olan Allah’tır.” (Bihar, c.3, s.41; c.67, s.137; c.92, s.232).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100