Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü

Emirü’l-Mü’minin Hz. Ali (a.s.)’ın muhlis ashabından biri olan Kumeyl şöyle diyor:
Bir gün İmam (a.s.)’a, “Ey Emire’l-Mü’minin! Bir kul günah yapıyor, sonra da mağfiret diliyor. Acaba mağfiret dilemenin haddi (gerçeği) nedir?” diye sordum.
İmam (a.s.), “Ey Kumeyl! Mağfiret dilemenin haddi tevbedir?” buyurdular.
Kumeyl, “Sadece bu kadar mı?”
İmam (a.s.), “Hayır!”
Kumeyl, “Nasıldır öyleyse?”
İmam (a.s.), “Kul bir günah işlediğinde, tahrik ile Estağfirullah/Allah’dan bağış diliyorum diyor.”
Kumeyl, “Tahrik nedir?”
İmam (a.s.), “Dil ve dudakları, hakikati peşinden getirmek kastıyla hareket ettirmektir.”
Kumeyl, “Hakikat nedir?”
İmam (a.s.), “Kalple tasdik etmek (samimi bir kalple mağfiret dilemek) ve mağfiret dilediği günahı tekrarlamamaya karar vermektir.”
Kumeyl, “Bunları yaparsam mağfiret dileyenlerden sayılır mıyım?”
İmam (a.s.), “Hayır!”
Kumeyl, “Neden?”
İmam (a.s.), “Çünkü sen henüz mağfiret dilemenin aslına ulaşmamışsın.”
Kumeyl, “Mağfiret dilemenin aslı nedir?”
İmam (a.s.), “Günahtan tevbe etmektir. İşte bu, ibadet edenlerin ilk derecesidir; bir de ileride her çeşit günahtan kaçınmaya karar vermektir.
Mağfiret dileme altı mânânın gerçekleşmesiyle olur: 1- Geçmiş (günahlara) karşı pişmanlık duymak. 2- Günahı, ebedi olarak terk etmeye karar vermek. 3- Kendinle diğer yaratıklar arasında bulunan hakları eda etmek. 4- Bütün farzlarda, Allah’ın hakkını ödemek. 5- Haramdan biten etleri, deri kemiğe yapışacak derecede eriterek yerine (helalden biten) et meydana getirmek (vücudu helal yoldan geliştirmek). 6- Vücuda, günahın tadını tattırdığı gibi, ona itaat etmenin de zorluk ve acısını tattırmak.” 
(Bihar, c.6, s.27).
Ka’b oğlu Rabia şöyle diyor:
Bir gün Resûlullah (s.a.a.) bana şöyle buyurdu: “Rabia! Yedi yıl Bana hizmet ettin, Benden mükâfat istemiyor musun?”
Arz ettim ki: “Ya Resûlallah! Müsaade edin bu konu hakkında biraz düşüneyim.”
Ertesi günü Resûlullah (s.a.a.)’in huzuruna gittiğimde şöyle buyurdu: “Rabia! Hacetini (dileğini) iste.”
Arz ettim ki: “Allah’tan iste ki, beni de Sizinle beraber cennete götürsün.”
Buyurdu ki: “Böyle bir şey istemeyi kim sana öğretti?”
Arz ettim ki: “Kimse bana öğretmedi. Ama ben biraz düşünerek şu kanaate vardım ki; eğer dünya malını istemiş olursam, yok olucudur; eğer uzun ömür ve evlat isteyecek olursam, onun sonu da ölümdür.”
Bu sırada peygamber (s.a.a) başını öne eğip biraz düşündükten sonra şöyle buyurdular: “Bunu Allah’tan isteyeceğim. Ama sen de uzun secdelerle bana yardım et ve çok namaz kıl.” 
(Bihar, c.69, s.407.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100