Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü

Bir gün Osman, caminin eşiğinde oturmuştu. Bir fakir yanına gelerek maddi yardım istedi. Osman, beş dirhem ona vermelerini emretti. Fakir, “Bu miktar para bana yeterli değil; beni, daha çok yardım edecek birinin yanına gönderin” dedi.
Osman, eliyle caminin bir köşesine işaret ederek; “O gençlerin yanına git” dedi.
Orada oturan gençler ise, İmam Hasan, İmam Hüseyin ve Abdullah bin Ca’fer’di. Fakir adam onların yanına gitti, selam verip muhtaç olduğunu söyledi.
İmam Hasan (a.s.), İslam’ın rahmetlerinden su-i istifade edilmemesi için ona yardım etmeden önce şöyle buyurdular: “Ey fakir! Başkalarından mali yardım istemek, sadece şu üç yerde câizdir: İnsanın üzerinde ödemekten aciz olduğu diyet (kan parası) olursa. Ödemeye gücü yetmeyeceği, bel büken bir borcu varsa. Fakir ve aciz olup da eli bir yere yetişmezse.
Bu üç durumdan hangisiyle karşılaşmışsın?”
Fakir adam; “Benim sıkıntım, bu üç şartın birinden ibarettir” dedi.
İmam Hasan (a.s.), adamın bu sözü üzerine elli dinar, İmam Hüseyin (a.s.) kırk dokuz dinar, Abdullah bin Cafer ise kırk sekiz dinar verdiler.
Fakir adam geri dönüp Osman’ın yanından geçerken Osman ona; “Ne yaptın?” diye sordu.
Fakir adam şöyle dedi: “Senin yanına gelip para istedim, sen de bana bir miktar para verdin ama bu paraları ne için istediğimi sormadın. Ama o üç gencin yanına gidip yardım istediğimde onlardan biri, ‘Ne için para istiyorsun?’ diye sordu. Sonra şöyle buyurdu: ‘Ancak üç durumda, başkalarından mali yardım istenilebilir: Aciz eden diyet, bel büken borç, boyun eğdiren fakirlik.’
Ben de; ‘Benim sıkıntım o üç durumdan biridir’ dedim. Bunun üzerine birincisi 50 dinar, ikincisi 49 dinar, üçüncüsü de 48 dinar verdiler.”
Osman fakir adamın bu sözlerini duyunca şöyle dedi: “Bu gençlerin benzeri kesinlikle bulunmaz, onlar ilim, hikmet, keramet ve fazilet kaynağıdırlar.” (Bihar, c.43, s.333).
Harun bin Andere babasından şöyle naklediyor:
Soğuk bir mevsimde Hz. Ali (a.s.)’ın huzurunda idim. Hz. Ali eski bir kadifeyi omzuna atmıştı ama soğuktan titriyordu. O’nu böyle görünce şöyle dedim:
“Ey Emirül’l-Mü’minîn! Allah Teâlâ beytülmalda diğer Müslümanlara bir pay belirlediği gibi siz ve aileniz için de bir pay belirlemiştir; o payı alarak rahatlıkla yaşayabilirsiniz. Neden kendinize bu kadar katı davranarak soğuktan titriyorsunuz?”
Hz. Ali (a.s.) cevaben buyurdular ki: “Allah’a and olsun ki, sizin beytülmaldan herhangi bir tane bile almam. Gördüğünüz bu kadifeyi de kendimle birlikte Medine’den getirmişim; bundan başka giyecek bir şeyim de yoktur.” (Bihar, c.40, s.334).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100