Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Allame Meclisi (r.z) babasından şöyle naklediyor:
Bizim zamanımızda Emir İshak Esterabadi isminde çok mü’min ve salih bir şahıs vardı. Kırk defa yaya olarak hacca gitmişti. Halk arasında tayyü’l-arz (bir anda kaç fersah yolu kat eden) lakabıyla meşhur olmuştu. Bir yıl İsfahan’a geldi. İsfahan’a geldiğinden haberim olunca görüşüne gittim. Hal hatır sorduktan sonra ona; “Acaba gerçekten sizin tayyü’l-arz’ınız var mı? Çünkü halk arasında böyle meşhur olmuştur” dedim.
Cevaben şöyle dediler: “Bir yıl Mekke’ye müşerref oldum, hac kafilesiyle bir konağa vardık, o konaktan Mekke’ye yedi veya dokuz konak (elli fersahtan fazla) bir mesafe vardı. Ben bazı sebeplerden dolayı kafileden geriye kalmıştım, yavaş-yavaş tamamıyla onlardan ayrı düştüm. Asıl caddeyi kaybettiğimden dolayı şaşkınlık içerisinde kalmıştım. Susuzluk beni öyle etkilemişti ki, diri kalacağımdan artık ümidimi kesmiştim. Bir kaç defa, ‘Ey Salih! Ey Eba Salih! Ey İmam-ı Zaman! Beni caddeye hidayet et’ diye feryat ettim.
Bu sırada uzaktan bir şebeh (karartı) gördüm, düşünceye daldım! Kısa bir süreden sonra o şebeh yanımda hazır oldu. Buğday renkli, güzel simalı ve temiz elbiseli bir genç olduğunu gördüm. Siması büyük bir şahsiyet olduğunu gösteriyordu, bir deveye binmişti, yanında da bir su kabı vardı. Ona selam verdim, o da selamın cevabını verdikten sonra, ‘Susuz musun?’ diye sordu. Ben de, ‘Evet susuzum’ dedim. Su kabını bana verdi, ben de o sudan içtim. Sonra, ‘Kafileye yetişmek istiyor musun?’ diye sordu.
Sonra beni devenin arkasına bindirdi, birlikte Mekke’ye doğru hareket ettik. Ben her gün Hırz-i Yemani duasını okurdum, yine o duayı okumakla meşgul oldum. Duanın bazı cümlelerinin yanlış olduğunu tezekkür verip şöyle oku diyordu.
Bir kaç dakika geçmeksizin bana, ‘Burayı tanıyor musun?’ diye sordu. Bakınca Mekke olduğunu gördüm. ‘İniniz!’ diye emrettiler. İndiğimde geri dönüp gözlerden kayboldu. Bu esnada onun İmam Mehdi (a.s.) olduğunun farkına vardım.
Ondan ayrılmama ve onunla birlikte olup da onu tanımadığımdan dolayı çok üzüldüm. Yedi gün geçtikten sonra, bizim kafilemiz Mekke’ye ulaştı.
Kafilemizde olanlar, benim sağ kalmamdan ümitlerini kestikten sonra birden beni Mekke’de gördüler. İşte bu yüzden halk arasında tayyü’l-arz’a sahip olmakla meşhur oldum.”
Allame Meclisi (r.a) bu hikâyeyi naklettikten sonra, babasının şu sözünü de ekliyor: “Hırz-ı Yemani duasını onun yanında okudum, yanlış yerlerini düzeltti, onu nakil ve tashih etmeyi bana icaze verdiğinden dolayı da Allah’a şükrediyorum.” (Biharu’l-Envar, c.52, s.175).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100