Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü

Ebu Hazim Abdulgaffar b. Hasan şöyle diyor:
Mensur’un hükümeti döneminde İbrahim b. Edhem Kûfe’ye geldi ve ben de onunla birlikte idim. Ebu Abdullah Ca’fer b. Muhammed b. Ali el–Alevi de Kûfe’ye geldi. Bu sırada İmam Ca’fer Sâdık (a.s.) Kûfe’den çıkıp Medine’ye dönmek istiyordu. Kûfe’nin âlim ve büyükleri de İmam (a.s.)’ı yolcu ediyorlardı.
Süfyan–i Sevri ve İbrahim b. Edhem (sofuların önderi) İmam (a.s.)’ı yolcu edenlerdendi. İmam (a.s.)’ı yolcu edenlerden bazıları O’ndan daha ileride gidiyorlardı. Yolun yarısında aniden bir aslanla karşılaştılar.
İbrahim b. Edhem şöyle dedi: “Bekleyin de İmam Sâdık gelsin. Bakalım bu aslana ne yapacaktır.”
Derken İmam (a.s.) gelip yetişti. Aslanın yolda yattığını Hazrete söylediler. İmam (a.s.) aslana yaklaşarak kulağından tutup onu yoldan uzaklaştırdı. Sonra şöyle buyurdu: “İnsanlar Allah’ın emirlerine uymuş olurlarsa, yüklerini bu aslanlara yükleyebilirler.” (Bihar, c.47, s.139; c.71, s.191).
Hz. Ali (a.s.), Muaviye’nin savaş teçhizatıyla donatılmış bir orduyla İslam topraklarına saldırmak için karar aldığını haber alır almaz, düşman ordusunu ezmek için donatılmış bir orduyla Kûfe’den çıkarak Sıffin’e doğru hareket etti. Yolun yarısında (Sasanî padişahlarının başkenti olan) Medain’e yetişerek Kesra’nın sarayına girdiler.
Hz. Ali (a.s.) namazı (cemaatle) kıldıktan sonra bir grup yareniyle birlikte Enovşirvan sarayının kalıntılarını gezmekle meşgul oldular. Sarayın her bölümüne yetiştiklerinde Hz. Ali (a.s.) orada yapılmış olan işleri ashabına izah ediyordu; öyle ki, ashab şaşırıp kalıyordu. Nihayet onlardan biri şöyle dedi: “Ya Emire’l–Mü’minîn! Sarayın durumunu öyle bir şekilde anlatıyorsun ki, sanki siz yıllarca burada yaşamışsınız!”
Sarayın yıkık oda ve salonlarını gezdikleri sırada Hz. Ali (a.s.) harabenin bir köşesinde çürümüş bir kafatasını görerek yarenlerinden birine, “Onu al ve bizimle birlikte getir” diye emretti.
Daha sonra Hz. Ali (a.s.) Medain sarayının divan hanesine gelerek orada oturdu. Sonra bir leğen getirmelerini, bir miktar da içerisine su dökmelerini ve kafatasını getirenin de onu leğenin içerisi bırakmasını emretti. O da kafatasını getirerek leğenin içerisine bıraktı.
Hz. Ali (a.s.) bu esnada kafatasına hitaben şöyle buyurdu: “Ey kafatası! Allah aşkına söyle, ben kimim ve sen kimsin?”
Kafatası açık bir ifadeyle, “Sen mü’minlerin emiri, vasilerin efendisi ve muttakilerin de liderisin; ben de Allah’ın kullarından bir kulum!” dedi.
Hz. Ali (a.s.), “Durumun nasıldır?” diye sordu.
Kafatası dedi ki: “Ey Emire’l–Mü’minîn! Ben adaletli bir padişahtım ve benim hükümetimde kimsenin zulüm görmesine razı olmazdım. Ama Mecusi (ateşe tapma) dini üzerinde idim. İslam Peygamberi (s.a.a.) dünyaya gelince benim sarayım yarıldı. Peygamberliğe seçildiğinde ben İslam’ı kabullenmek istedim. Ama saltanat hevesi beni iman ve İslam’dan alıkoydu; şimdi ise, pişmanım. Keşke ben de iman etmiş olsaydım, şimdi cennetten mahrum kalmışım.” 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100