Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü
Hz. Ali (a.s.)’ın ashabından olan Hibbe İrnî şöyle diyor:
Bir gece Nevf ile birlikte Kûfe’nin Dar’ul–İmaresinin (hükümet konağının) bahçesinde yatmıştık. Gecenin son zamanlarında Hz. Ali (a.s.)’ın Dar’ul–İmare’den yavaşça dışarı çıktığını, aşırı bir korkunun kendisini sardığını, dengesini koruyamadığını ve elini duvara koyarak şaşkınlık ve hayranlık içinde olanlar gibi göğe doğru bakıp şu ayeti okuduğunu gördük:
“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl–ı selim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken, (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!
Ey Rabbimiz! Doğrusu Sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüsva etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, ‘Rabbinize inanın’ diye imana çağıran bir davetçiyi işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz.” (Âl–i İmran, 90–93).
Hz. Ali (a.s.) sürekli bu ayetleri okuyordu. Bu azametli güzelliklere ve bu azametli güzelliklerin yaratıcısına öyle gönül vermişti ki ve kendisinden öyle geçmişti ki adeta aklını yitirmişti.
Hibbe ve Nevf yattıkları yerden bu ilginç manzarayı seyrediyorlardı. Nihayet Hz. Ali (a.s.) yavaş yavaş Hibbe’nin yattığı yere yaklaşarak şöyle buyurdu: “Hibbe! Uyumuş musun, uyanık mısın?”
Hibbe cevabında, “Uyanığım; ey Emire’l–Mü’minîn, siz onca aydın geçmişinize ve onca zühd, takva ve eşsiz ibadetinize rağmen Allah’tan böyle korkuyorsunuz, o halde vay bizim halimize, biz zavallılar ne yapmalıyız” dedi.
Hz. Ali (a.s.) gözlerini aşağı dikerek ağladı. Sonra şöyle buyurdu: “Ey Hibbe! Hepimiz bir gün Allah’ın karşısında duracağız, amellerimizden hiçbiri O’na gizli değildir. Ey Hibbe! Allah–u Teâlâ bana ve sana boynun şah damarından daha yakındır; hiçbir şey bizimle Allah arasında engel olamaz.”
Sonra Nevf’e dönerek şöyle buyurdu: “Ey Nevf! Uykuda mısın?”
Nevf, “Hayır, uyanığım ey Emire’l–Mü’minîn! Sizin hayret verici durumunuz, bu gece biraz gözyaşı dökmeme sebep oldu” dedi.
İmam (a.s.), “Ey Nevf! Eğer bu gece Allah’ın korkusundan çok ağlarsan, yarın Allah’ın karşısında gözlerin aydın olur. Ey Nevf! Allah korkusundan kimin gözünden bir damla yaş akarsa, bu gözyaşı ateşten olan denizleri söndürür” buyurdu.
Emirü’l–Mü’minîn (a.s.), Hibbe ve Nevf’e ettiği nasihatlerin sonunda şöyle buyurdu: “Ben size, her an Allah’tan korkunuz diyorum.”
Daha sonra o ikisinin yanından geçti ve yürekleri yakarcasına şöyle diyordu: “Ey Rabbim! Keşke bir bilseydim; acaba Senden gafil olduğumda benden yüz mü çeviriyorsun yoksa yine bana teveccüh mü ediyorsun? Keşke bir bilseydim; bu uzun uykumla ve nimetlerinin şükründe kusur etmemle halim Senin nezdinde nasıldır?”
Allah’a and olsun ki, Hz. Ali (a.s.) şafak atana kadar bu halde Allah’a yalvarıp yakarıyordu. (Bihar, c.41, s.16–22; c.69, s.275–276; c.77, s.401; c.87, s.201).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100