Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü


İmran bin Şahin, Irak büyüklerindendi; o Azududdevle ed-Deylemî hükümeti aleyhine kıyam etti. Azududdevle büyük bir çaba sarf ederek onu yakalamak istedi (ama muvaffak olamadı). İmran, Necef-i Eşref’e kaçtı. Orada tanınmayacak bir kıyafetle gizlice yaşamaya başladı.

İmran, Hz. Ali (a.s)’ın kabrinin kenarında sürekli dua ve namaz kılmakla meşguldü. Bir gün uykusunda Hz. Ali (a.s)’ı görür, ona şöyle buyurur:

“Ey İmran! Yarın Fenahseru (Azududdevle), ziyaret maksadıyla buraya gelecek, herkesi buradan dışarı çıkaracaklardır.”

Daha sonra mutahhar kabrinin köşelerinden birine işaret ederek şöyle buyurdular: “Sen burada dur, onlar seni görmeyeceklerdir, Azududdevle ziyaretgâha girerek kabri ziyaret edip namaz kılacaktır. Daha sonra seni yakalamak için, Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’ini vasıta kılarak Allah’ın dergâhına dua ve münacat edecektir; işte o zaman onun yanına git ve de ki: ‘Ey Şah! Dualarında, kendisini yakalamak için Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine tevessül ederek Allah Teâlâ yakardığın şahıs kimdir?’

Fenahseru şöyle diyecek: ‘O, halkımız arasında ihtilaf çıkaran, bizim kudretimizi kıran ve hükümetimiz aleyhine kıyam eden bir şahıstır.’

O zaman ona de ki: ‘Eğer bir kimse onu yakalaman için sana yardımcı olursa ona ne mükâfat verirsin?’

O diyecek ki: ‘Her ne istese vereceğim, hatta eğer benden onun affedilmesini bile istese onu affedeceğim.’

Bu sırada kendini ona tanıt; artık her ne istesen o kabul edecektir.”

Şah, İmam Ali (a.s)’ın ziyaretine gelerek mezkûr duayı ettiğinde ona dedim ki: “Takip ettiğin ve yakalanması için aradığın İmran bin Şahin benim.”

Azududdevle de; “Kim buraya gelmen için sana izin verdi ve durumu sana anlattı?” diye sordu.

Ben de cevaben dedim ki: “Mevlam Hz. Ali (a.s) rüyamda bana şöyle buyurdu: Yarın Fenahseru buraya gelecektir, onunla bu şekil konuş.”

Azududdevle; “Emirü’l-Mü’minin Ali’nin hakkı hürmetine söyle bakalım, O, sana, ‘Yarın Fenahseru buraya gelecektir’ diye mi buyurdular.”

Ben de, “Evet! And olsun Emirü’l-Mü’minin’in hakkına ki, o şekilde bana buyurdular” dedim.

Bunun üzerine Azududdevle, “Annem ve ebemden başka hiç kimse, benim ismimin Fenahseru olduğunu bilmiyordu!” dedi.

Şah orada onun suçlarını affedip onu vezirlik makamına atadı; ona vezirlik elbisesi getirmelerini emretti, kendisi de Kûfe’ye doğru hareket etti.

İmran, affedildiği takdirde, başı açık ve ayak yalın olarak Emirü’l-Mü’minin Ali (a.s)’ın ziyaretine gitmeyi adak etmişti. 

Bu olayı nakleden Hasan Tahal el-Mikdadi şöyle diyor:

Benim dedem, Hz. Ali (a.s)’ın hareminin görevlilerindendi. Bir gece Hz. Ali (a.s)’ın ona rüyasında şöyle buyurduğunu anlattı: “Uykudan kalk, git bizim dostumuz (İmran bin Şahin) için haremin kapısını aç!”

Dedem uykudan kalkıp haremin kapısını açıyor ve bekliyor; (az sonra) bir adamın İmam’ın haremine doğru geldiğini görüyor. Hareme ulaştığında dedem ona; “Ey serverimiz” buyurun, diyor. İmran da; “Ben kimim?” diye soruyor.

Dedem cevaben; “Siz İmran bin Şahin’siniz” diyor.

İmran, “Ben İmran bin Şahin değilim” diyor.

Dedem de diyor ki: “Hayır siz İmran’sınız; şimdi Hz. Ali (a.s)’ı uykumda gördüm, bana; ‘Kalk dostumuz için kapıyı aç’ diye emrettiler.”

İmran hayretle; “Allah aşkına böyle mi buyurdu?” diye soruyor.

Dedem de; “Evet! Allah’a and olsun ki böyle buyurdu” diyor.

İmran kendisini yere atarak haremin eşiğini öpüyor ve dedeme 60 dinar vermelerini emrediyor. (Bihar, c.42, s.319). 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100