Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü

Fars esirlerini Medine’ye getirdiklerinde Ömer, esir kadınları satmayı, erkekleri ise Arapların kölesi yapmayı istiyor ve Kâbe’yi tavaf edecek hasta, yaşlı ve zayıf Arapların, Fars esirlerin omuzlarında taşıtılmasını düşünüyordu. Ama Hz. Ali (a.s) ona, Hz. Peygamber (s.a.a)’in şöyle buyurmuş olduğunu hatırlattı:

“Her kavmin büyük ve şerefli insanlarının, sizinle aynı akideye sahip olmasalar bile saygınlıklarını koruyun. Farslar (İranlılar), bilgili ve büyük insanlardır; buna binaen, ben bu esirlerden kendi payımı ve Ben-i Haşim’in payını, Allah yolunda serbest bırakıyorum.”

Daha sonra muhacir ve ensardan olanlar da şöyle dediler: “Ey Resûlullah’ın kardeşi! Biz de kendi payımızı sana bağışlıyoruz.”

Hz. Ali (a.s) da şöyle dedi: “Allah’ım! Bunlar kendi paylarını bana bağışladılar, ben de kabul ederek onları serbest bıraktım.”

Ömer, Hz. Ali (a.s)’ın bu tavrını görünce şöyle dedi: “Ali bin Ebi Talib öncelikli davrandı, Acem halkı hakkındaki aldığım kararı bozdu.”

O toplantıda onlardan bazıları da, şahın esir olan kızlarıyla evlenmelerini önerdiler. Hz. Ali (a.s), “Bu hususta onları (kendilerine eş seçmek için) özgür bırak, onları mecbur etme” diye teklifte bulundu.

Arabın önde gelenlerinden biri Yezdgerd’in (İran Şahının) kızı Şehribanu’ya işaret etti ama o, yüzünü örterek kabul etmedi.

Şehribanu’ya; “Seni isteyenlerden hangisini seçiyorsun? Acaba evlenmeye razı mısın?” diye sorduklarında susup cevap vermedi.

Hz. Ali (a.s) onun bu susması hakkında şöyle buyurdular: “O evlenmeye razıdır, sonradan kendisine eş seçecektir; susması, onun evlenmeye razı olduğunu gösterir.”

İkinci kez evlenmeyi ona teklif ettiklerinde Şahribanu şöyle dedi: “Eğer ben evlenmek hususunda özgür isem, Hüseyin bin Ali’yi seçiyorum.”

Hz. Ali (a.s); “Sen kimi, işlerin için vekil tayin ediyorsun?” diye sorduğunda, Şehribanu O Hazreti kendisine vekil seçti. Hz. Ali (a.s), Huzeyfe-i Yemani’ye, nikâh hutbesini okumasını emrettiler; o da hutbeyi okudu. İşte böylece Şehribanu İmam Hüseyin (a.s)’la evlenmiş oldu; İmam Zeyn’ul-Abidin (a.s) da o değerli kadından dünyaya geldi ve İmam Hüseyin’in nesli, bu evlilik vesilesiyle devam etti. (Bihar, c.46, s.15). 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100