Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü


Bir adam kendisinin Ehl-i Beyt’in gerçek taraftarlarından olup olmadığını öğrenmek için; hanımından Hz. Fâtıma (a.s)’ın yanına giderek bu konu hakkında bilgi almasını istedi. Kadın, Hz. Fâtıma (a.s)’ın huzuruna gidip durumumu anlattığında Hz. Fâtıma (a.s) o kadına şöyle buyurdular: “Kocana de ki; eğer emrettiğimiz şeyleri yerine getiriyor, sakındırdığımız şeylerden de uzak duruyor isen bizim taraftarlarımızdansın aksi takdirde değilsin.”

Kadın evine dönerek Hz. Fâtıma (a.s)’ın sözlerini kocasına iletti. Kocası Fâtıma (a.s)’ın sözlerini duyar duymaz üzüntüden ıstırapla şöyle feryat etti: “Vay benim halime! İnsan günah ve hataya bulaşmayabilir mi? Durum böyle ise o zaman ben daima cehennem ateşinde yanacağım. Çünkü onların taraftarlarından olmayan kimse, ebedi olarak cehennemde kalacaktır.”

Kadın tekrar Hz. Fâtıma (a.s)’ın huzuruna gelerek kocasının üzüntüsünü ve sözlerini anlattı.

Hz. Fatıma (a.s) şöyle buyurdular: “Kocana de ki, durum düşündüğün gibi değildir. Bizim taraftarlarımız cennet ehlinin en iyileridir. Bizi seven, dostlarımızı dost edinen ve düşmanlarımızla düşman olan herkes cennet ehlidir. Ama kalbi ve diliyle, biz Ehl-i Beyt’e teslim olmasına rağmen emir ve nehiylerimize uymayıp günah işleyen kimse bizim gerçek taraftarlarımızdan olamaz. Ama yine de onlar, bela ve musibetler vasıtasıyla, kıyamet gününün çeşitli zorlukları veya cehennemin üst tabakasında azabı tatmakla günahlardan arındıktan sonra, bize olan iman ve muhabbetlerinden dolayı onları oradan kurtarıp kendi yanımıza götüreceğiz.” (Bihar, c.68, s.155).

Şam halkından olan bir adam, Muaviye’nin kötü propagandası etkisinde kalarak aldanıp Hz. Peygamber’in Ehl-i Beyt’ine düşman olmuştu. Bir gün Medine’ye geldiğinde İmam Hasan (a.s)’ı gördü. İmam’ın yanına gidip çirkin sözler söylemeye başladı; ağzına geleni O’na söylüyordu. İmam Hasan (a.s) ise şefkat ve merhametle adamın yüzüne bakıyordu. Adam çirkin sözlerini sarf ettikten sonra İmam (a.s) ona selam verdi ve gülümseyerek şöyle buyurdular: “Ey yaşlı adam! Galiba sen bu şehirde garipsin, hakkımızda yanılmışsın, gerçeği sana yanlış anlatmışlar. Eğer senden razı olmamızı istersen, razı oluruz; eğer bizden bir şey talep edersen veririz; eğer bir yol gösterici istersen seni hidayete yöneltiriz; eğer yükünü taşımak için bizden yardım dilersen, yükünü taşırız; aç isen, doyururuz; çıplak isen, giydiririz; ihtiyacın varsa, ihtiyacını gideririz; evin yoksa yer veririz; bir isteğin varsa, karşılarız; eğer bütün yolculuk eşyanla evimize gelirsen, gidene kadar konuğumuz olursun; biz de şevk ve muhabbetle seni ağırlarız; çünkü bizim geniş bir evimiz ve misafiri ağırlamak için yeterli vesilemiz vardır.”

Şamlı adam, İmam (a.s)’ın sevgi ve şefkatle dolu sözlerini duyunca şiddetle ağladı, söylediklerinden utanç duyarak şöyle dedi: “Senin Allah Teâlâ’nın yeryüzündeki halifesi olduğuna şehadet ederim. Allah Teâlâ, risaletini hangi ailede karar kılacağını daha iyi biliyor. Ey Hasan! Sen ve senin baban benim yanımda, Allah’ın en düşman kulları idiniz; şimdi ise sizler benim yanımda Allah’ın en sevgili kullarısınız.”

Daha sonra yaşlı adamcağız, İmam Hasan (a.s)’ın evine misafir oldu. Medine’de olduğu müddetçe bir misafir gibi ağırlandı ve o ailenin müritlerinden oldu. (Bihar, c.43, s.344). 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100