Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü


Herseme şöyle diyor:

Hz. Ali (a.s)'la birlikte Sıffin savaşından döndüğümüzde Kerbela'dan geçerken Hz. Ali (a.s) o bölgede namaz kıldı. Sonra Kerbela toprağından bir avuç alarak koklayıp şöyle buyurdular: "Eyvahlar olsun sana ey toprak! Şüphesiz, sorgusuz cennete gidecek birtakım insanlar senden haşrolacaklar."

Herseme, Hz. Ali'nin taraftarlarından olan eşinin yanına döndüğünde, Kerbela'da karşılaştığı olayı ona anlattı ve hayretle; "Hz. Ali bu olayı nereden ve nasıl biliyor?" diye sordu.

Herseme diyor ki: "Bu olaydan bir müddet geçti. Ubeydullah bin Ziyad, İmam Hüseyin'le savaşmak için bir ordu gönderdiğinde ben de o ordunun içerisinde idim. Kerbela bölgesine geldiğimizde, aniden, Hz. Ali (a.s)'ın namaz kıldığı ve bir avuç toprağını alarak kokladığı yeri görüp tanıdım. Bundan dolayı gelişime pişman oldum; atıma binerek Hz. Hüseyin (a.s)'ın huzuruna vardım; Hz. Hüseyin (a.s)'a selam vererek bu bölgede babasından duyduğum sözleri O'na naklettim.

İmam Hüseyin (a.s) bu sözü dinledikten sonra şöyle buyurdular: "Bize yardım etmeye mi gelmişsin yoksa bizimle savaşmaya mı?"

Cevabında şöyle dedim: "Ey Resûlullah'ın oğlu! Sizin yardımınıza geldim, size karşı savaşmaya değil. Ama hanımım ve çocuklarımı sahipsiz bıraktım, İbn-i Ziyad'dan dolayı onlar için endişeliyim."

İmam Hüseyin (a.s) bu sözü duyunca şöyle buyurdular: "Durum böyle ise o zaman katligahımızı görmemen ve sesimizi duymaman için bu bölgeden uzaklaş. Allah'a and olsun ki, kim bugün bizim mazlumiyet sesimizi duyar da yardımımıza koşmazsa cehenneme girmiş olacaktır." (Bihar, c.44, s.255).

Aşura günü öğle namazı vakti, Ebu Semame-i Saydavi İmam Hüseyin (a.s)'a şöyle arz etti: "Ya Eba Abdullah! Canım size feda olsun! Düşmanın ordusu size yaklaştı, Allah'a and olsun ki, ben senin huzurunda öldürülmedikçe sen öldürülmeyeceksin; gönlüm, seninle öğle namazı kıldıktan sonra Rabbimi mülakat etmeyi (şahadet şerbetini içmeyi) istiyor."

İmam Hüseyin (a.s) göğe doğru bakarak şöyle buyurdular: "Bize namazı hatırlattın, Allah seni namaz kılanlardan etsin. Evet, namazın ilk vaktidir. Bu halktan namaz kılmamız için savaşı durdurmalarını isteyin."

Hasin bin Numeyr, İmam Hüseyin'in sözünü duyunca şöyle seslendi: "Sizin namazınız Allah katında kabul değildir."

Habib bin Mezahir, cevaben şöyle dedi: "Ey alçak! Resûlullah'ın oğlunun namazının kabul olmayıp da senin namazının kabul olacağını mı zannediyorsun?!"

Daha sonra Züheyr bin Kayn ve Said bin Abdullah, İmam Hüseyin (a.s)'ın namaz kılması için Hazreti korumak amacıyla O'nun önünde durdular; İmam (a.s) da az bir yareniyle namaz kıldılar. Said bin Abdullah, kendisini İmam'a taraf atılan oklara siper ediyordu, bedenine o kadar ok isabet etti ki, ayak üstünde duramayıp yere düştü ve şöyle dedi: "Allah'ım! Âd ve Semud kavmine lanet ettiğin gibi bu kavme de (Kûfe halkına da) lanet et! Allah'ım! Benim selamımı Peygamberine ulaştır; Hazreti bunca yaraların acısından haberdar et çünkü bu işten hedefim, Peygamberinin oğluna yardım etmektir."

Said, bu olaydan sonra şahadete erişti. Allah'ın rahmet ve rıdvanı ona olsun. (Bihar, c.45, s.21). 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100