Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü


Muaviye b. Vehb, Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’dan rivayet eder ki:

Emirü’l-Mü’minîn Ali b. Ebu Tâlib (aleyhisselâm) şöyle derdi: “Ey ilim öğrenen kişi! Âlimin, üç alâmeti vardır: Bilgi, ağırbaşlılık ve ulu orta konuşmamak. Âlimlik taslayan kimsenin de üç alâmeti vardır: Kendisinden yukarı olanlarla günahla kavga eder. Kendisinden aşağı olanlara galip gelip zulmeder. Zalimlere destek verir.”

Süleyman b. Cafer el-Ca’ferî, kendisine anlatan birinden, o da Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:

Emirü’l-Mü’minîn Ali b. Ebu Tâlib (aleyhisselâm) şöyle derdi: “Âlimin senin üzerindeki hakları arasında ona fazla soru sormaman, elbisesinden tutup çekiştirmemen, bir meclise girdiğinde onun yanında başkaları da varsa önce herkese selâm verip ardından özel olarak ona selâm vermen yer alır. Onun karşısında otur, arkasında oturma. Onunla konuşurken kaş göz işareti yapma. Ellerinle işaret etme. Sık sık, ‘Falan adam, falanca kişi senin görüşünden farklı şeyler söylüyor’ diyerek canını sıkma. Birlikteliğinizin uzun sürmesinden bıkma. Çünkü âlim insan, hurma ağacına benzer. Dibinde beklersin, ta ondan bir şey üzerine düşünceye kadar. Âlimin alacağı sevap, gündüz oruçlu, gece namazlı, Allah yolunda cihad eden gazinin alacağı sevaptan daha büyüktür.”

Süleyman b. Halid, Ebu Abdullah (aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder: “Mü’minlerden hiç kimsenin ölümü, bir fakihin ölümü kadar İblis’i sevindirmez.”

İbn Ebu Umeyr, ashabının bazısından onlar da Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet etmişlerdir: “Fakih bir mü’min öldüğü zaman, İslâm’da artık kapatılamayacak bir gedik açılır.”

Ali b. Ebu Hamza şöyle rivayet eder:

Ebu’l-Hasan Musab. Ca’fer (aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum: “Mü’min öldüğü zaman melekler, yeryüzünün üzerinde Allah’a ibadet edilen mıntıkası ve amellerinin yükseldiği göğün kapıları onun için ağlarlar. İslâm’da hiçbir şeyle kapatılamayacak bir gedik açılır. Çünkü fakih mü’minler, çevresindeki surların bir kenti korudukları gibi İslâm’ın kaleleridirler.”

Süleyman b. Halid, Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder: “Mü’minlerin içinden hiç kimsenin ölümü bir fakihin ölümü kadar İblis’i sevindirmez.”

Davud b. Ferkad, Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini rivayet eder:

Babam şöyle derdi: “Allah Azze ve Celle, ilmi yeryüzüne indirdikten sonra onu tekrar yukarı çekmez. Ancak âlim ölürse ilmi de ortadan kalkar. Onun yerini kaba saba insanlar alır ve bunlar da hem kendilerini hem de başkalarını saptırırlar. Temeli olmayan bir şeyde hayır olmaz.”

Cabir, Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder:

Ali b. Hüseyin (Zeynü’l-Âbidin aleyhisselâm) şöyle derdi: “‘Bizim, yeryüzüne gelip onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi?’ (Ra’d, 41) ayetinden biz Ehl-i Beyt’in erken ölümlerine veya öldürülmelerine ilişkin bir mesaj algılıyorum ve bundan şevk duyuyorum, benim nefsime bir bağış gibi geliyor. Ki bu ayetten kasıt âlimlerin ortadan kalkmalarıdır.”

(Usûl-i Kâfî’den). 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100