Bu haber kez okundu.

Ehl-i Beyt Günlüğü

Ebu Yakub el-Bağdadî şöyle rivayet eder:

İbn Sıkkit, Ebu'l-Hasan (aleyhisselâm)’a dedi ki: “Allah, neden İmran oğlu Musa (aleyhisselâm)'ı asâ, beyaz el ve sihir aleti mucizesi desteğinde, İsa (aleyhisselâm)’ı tıp aleti mucizesi desteğinde ve Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlihi)’yi söz ve hitabet mucizesi desteğinde göndermiştir?”

Ebu'l-Hasan dedi ki: “Allah, Musa (aleyhisselâm)’ı peygamber olarak gönderdiği zaman, o dönemin insanları arasında sihir yaygındı. Musa (aleyhisselâm), Allah katından benzerini getiremeyecekleri bir mucize getirdi. Böylece sihirlerini iptal etti ve aleyhlerine olan ilâhî kanıtı pekiştirdi. Allah, İsa (aleyhisselâm)'ı da ağır ve müzmin hastalıkların yaygın olduğu bir zamanda peygamber olarak gönderdi. O sırada insanların tıbba ihtiyaçları vardı. İsa (a.s.), Allah katından onların sahip olamayacakları mucizeler getirdi. Ölüleri diriltti. Doğuştan körü ve abraşı (alacalı)’yı Allah'ın izniyle iyileştirdi. Böylece inanmayanların aleyhlerine olan ilâhi kanıtı pekiştirdi.

Allah, Muhammed (sallallahu aleyhi ve alihi)’yi de hitabet ve söz sanatının yaygınlaştığı bir dönemde peygamber olarak gönderdi. Allah katından öyle öğütler ve hikmetli sözler getirdi ki, onların sözlerini geçersiz kıldı ve ilâhî kanıtı aleyhlerine olmak üzere pekiştirdi.”

İbn Sıkkit dedi ki: “Allah'a yemin ederim ki, bugüne kadar senin gibisini görmedim. Peki, günümüzde insanların önüne konan kanıt nedir?”

İmam buyurdu ki: “Günümüzün kanıtı akıldır. Onun aracılığıyla Allah adına doğru konuşan, bilinir, tasdik edilir. Allah adına yalan konuşan bilinir, o da yalanlanır.”

İbn Sıkkit şöyle dedi: “Allah'a yemin ederim ki, cevap diye buna denir.”

İbn Ebu Ya'fur, Şeybanoğullarının mevlâsından, o da Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder: “Bizden Kâim (Mehdi accelallahu ferecehu) ortaya çıktığı zaman Allah, onun elini insanların başının üzerine koyar. Böylece insanların akıllarını derleyip toplar, anlayışlarını kusursuzlaştırır.”

Abdullah b. Sinan Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini rivayet eder: “Allah ile kullar arasındaki hüccet (kanıt) peygamberdir. Kullar ile Allah arasındaki hüccet ise akıldır.”

Ahmed b. Muhammed mürsel olarak şöyle rivayet etmiştir: 

Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm) şöyle dedi: “İnsan kişiliğinin dayanağı akıldır. Anlayış, kavrayış, hafıza ve bilgi, akıldan kaynaklanır. İnsan, akıl ile olgunlaşır. Akıl, insanın kılavuzudur. İnsan onunla görür. Her işinin anahtarı akıldır. İnsan, aklını nur ile destekleyince âlim, hafız, düşünür, anlayışlı, kavrayışlı olur. Onun sayesinde nasılı, niçini, neredeyi bilir. Kendisine öğüt vereni ve kötülüğünü isteyeni birbirinden ayırır. Bütün bunları bilince izleyeceği mecrasını, buluşma noktasını ve ayrılış noktasını bilir. Tekliği Allah'a özgü kılar. Allah'a itaati benimser. Bunları yapınca kaçırdığı fırsatları telafi etmiş olur. Gelmekte olanları elde eder. İçinde bulunduğu durumun bilincine varır. Niçin burada olduğunu, nereden geldiğini, nereye gittiğini bilir. Bütün bunlar akim pekiştirilmesinin göstergeleridir.” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100