10 Ağustos 2014 Pazar 00:02
757 Okunma
Ehl-i Beyt haktan başkasını söylemez
Muhammed b. Müslim şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Ca'fer Sâdık aleyhisselâm)'a dedim ki: "Bazı kesimler falan falan aracılığıyla Resûlullah'tan birtakım hadisler rivayet ediyorlar. Sizden de bunların aksine rivayetler varken neden o kesimler yalancılıkla suçlanmıyorlar."
Buyurdu ki: "Hadis de tıpkı Kur'ân gibi neshedilir."
Mansur b. Hazım şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Ca'fer Sadık aleyhisselâm)'a dedim ki: "Bazen sana bir soru soruyorum. Bana bir şekilde cevap veriyorsun. Sonra bir başkası geliyor ve aynı soruyu soruyor, ona da bana verdiğin cevaptan farklı bir cevap veriyorsun. Bunun sebebi nedir?"
Buyurdu ki: "Bunun sebebi şudur: Biz, insanlara bazen fazla, bazen eksik açıklamalar sunarız."
Sonra dedim ki: "Bana Resûlullah'ın ashabından haber ver. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi)'den haber verirken doğru mu söylediler, yoksa yalan mı söylediler?"
Buyurdu ki: "Bilâkis, doğru söylediler."
Dedim ki: "Peki, niçin ihtilafa düştüler?"
Buyurdu ki: "Bilmiyor musun ki bazen bir adam, Resûlullah'ın yanına gelir ve ona bir soru sorardı, Peygamberimiz de ona bir cevap verirdi ve sonra önceki cevabı nesheden bir başka cevap verirdi. Hadislerde birbirlerini neshederler."
Ebu Ubeyde şöyle rivayet eder:
Ebu Ca'fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm) bana dedi ki: "Ey Ziyad! Bizi dost edenlerden birine takiyye gereği bir fetva verirsek, buna ne dersin?"
Dedim ki: "Sana kurban olayım, sen daha iyi bilirsin."
Buyurdu ki: "Eğer bu dostumuz takiyye gereği verdiğimiz bu fetva gereğince hareket ederse, bu onun için daha hayırlı olur ve büyük bir ecir alır."
Diğer bir rivayette: "Eğer fetvaya uygun hareket ederse ecir alır, şayet terk ederse, Allah'a yemin ederim ki günah işlemiş olur."
Zurare b. A'yen şöyle rivayet eder:
Ebu Ca'fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)'a bir soru sordum, o da bana cevap verdi. Sonra bir adam geldi ve ona aynı meseleyle ilgili bir soru sordu. Bu sefer bana verdiği cevaptan farklı bir cevap verdi. Sonra bir adam daha geldi, ona da bana ve diğer arkadaşıma verdiği cevaplardan farklı bir cevap verdi. İki adam çıkınca İmam'a dedim ki: "Ey Resûlullah'ın oğlu! Bu iki adam Iraklı idi, sizin şiânızdandılar. Size bu meseleyle ilgili bir soru sormak için gelmişlerdi fakat sen her birine öbürüne verdi­ğin cevaptan farklı bir cevap verdin, bunun sebebi nedir?"
Buyurdu ki: "Ey Zurare! Böylesi bizim ve sizin için daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Eğer bir görüş etrafında birleşirseniz, insanlar bize olan bağlılığınızı gözlemlemiş olacaklar. O zamanda biz ve siz çok kısa bir süre varlığımızı sürdürebiliriz."
Nasr el-Has'amî şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Ca'fer Sâdık aleyhisselâm)'ın şöyle dediğini duydum: "Kim bizim haktan başka bir şey söylemeyeceğimizi biliyorsa, bizden öğrendiğiyle yetinsin ve eğer bizden öğrendiği şeyden aykırı bir sözü bizden duyarsa, bunun bizim tarafımızdan ona yönelik bir savunma olduğunu bilsin." 
Sema'e şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Abdullah (Ca'fer Sâdık aleyhisselâm)'a dindaşlarından iki adamın aynı meseleyle ilgili farklı rivayetler aktarmasıyla karşılaşan bir adamın nasıl hareket edeceğini sordum: "Bir adamın aktardığı rivayette yapılması emredilirken, diğerinin aktardığı rivayette kaçınması emrediliyorsa nasıl hareket etsin?"
Buyurdu ki: "Bu meseleyle ilgili gerçek haberi veren biri (zamanının imamı) ile karşılaşıncaya kadar amel etmeyi erteler. Onunla karşılaşıncaya kadar dilediği gibi hareket etme serbestliğine sahiptir."
Diğer bir rivayette ise şöyle deniliyor: "Bu rivayetlerden hangisine uyarsan, Peygambere teslim olmuş olursun, istediğini seçmek sana kalmıştır."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100