13 Şubat 2015 Cuma 00:02
1548 Okunma
Ehl-i Beyt'i sevmek İslam'ın temelidir
131. İLKE: 
Hz. Resûl-i Ekrem'i (s.a.a.) ve Ehl-i Beyt'ini sevmek, Kur'an-ı Kerim ve Sünnet'in vurguladığı İslam'ın temel ilkelerinden biridir. Kur'an-ı Kerim bu hususta şöyle buyuruyor: 
"De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret(iniz), hoşlandığınız meskenler, size Allah'tan, Elçisinden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimliyse, o hâlde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin. Allah, yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez." (Tevbe, 24). 
Başka bir ayette ise şöyle buyuruluyor: 
"O'na inanan, destekleyerek O'na saygı gösteren, O'na yardım eden ve O'nunla beraber indirilen nûra uyanlar, işte felâha erenler onlardır." (A'râf, 157). 
Allah Teâlâ bu ayette saadete erenler için dört özellik sıralamaktadır:
 1- Peygambere iman etmek: "O'na inanan..." 
2- Ona saygı göstermek: "O'na saygı gösteren..." 
3- Ona yardım etmek: "O'na yardım eden..." 
4- İnen nûra (Kur'an'a) uymak: "O'nunla beraber indirilen nûra uyanlar..." 
Peygamber'e yardım etmenin üçüncü özellikte geçtiğini göz önünde bulundurursak, kesinlikle ikinci özellikte geçen "azzeruhu" kelimesinden maksat Hz. Resûlullah'a (s.a.a.) saygı göstermek ve O'nun karşısında ta'zimde bulunmaktadır ve kesinlikle Hz. Resûl-i Ekrem'e (s.a.a.) saygı göstermek, sadece O'nun hayatı dönemine has değildir. Nitekim, ayette geçen O'na imanın da böyle bir sınırı yoktur. 
Hz. Resûlullah'ın (s.a.v.) Ehl-i Beyt'ini sevmek konusunda, Kur'an-ı Kerim onu risaletin mükâfatı (elbette gerçek mükâfat değil, bir mükâfat şeklinde) olarak anıp şöyle buyuruyor: 
"De ki: Buna (risaletime) karşılık sizden yakınlarımı sevmekten başka bir mükâfat istemiyorum." (Şûrâ, 23). 
Hz. Resûl-i Ekrem'e (s.a.a.) saygı ve sevgi sadece Kur'an-ı Kerim'de değil, hadislerde de önemle vurgulanmıştır. Örnek olarak bunlardan ikisi şöyledir: 
1- Hz. Resûl-i Ekrem (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: 
"Bir kimse Beni kendisinden ve bütün insanlardan çok sevmedikçe (gerçek) iman etmiş sayılmaz." (Kenzu'l-Ummâl, c. 1, 70. Hadis; Câmiu'l-Usûl, c. 1, s. 238). 
2- Başka bir hadiste şöyle buyurmuştur: 
"Kim şu üç şeye sahip olursa, gerçek imanı tatmış olur: Gözünde Allah ve Resulü'nden daha sevimli bir şey olmazsa, gözünde ateşte yanmak, dinden çıkmaktan daha sevimli olursa, Allah için sever ve Allah için düşman olursa." (Kenzu'l-Ummâl, c. 1, 72. Hadis; Câmiu'l-Usûl, c. 1, s. 238).  
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121