28 Mart 2015 Cumartesi 00:02
837 Okunma
Ehl-i Beyt’in hakkı elinden alındı
Bu konu Ehl-i Beyt âlimleri ile Ehl-i Sünnet arasında bir ihtilaf konusudur. “İmam Ali” adlı eserimizde ifade ettiğimiz gibi, Allah, Resûlullah’a ve Ehl-i Beyt’ine sadakayı haram kılmıştır. Onların geçimi ile ilgili Enfal Sûresi’nin 41. ayetinde şu ifadeler yer alır:
“Bilin ki, ganimet olarak ele geçirdiğiniz yerlerin humusu (beşte biri) Allah’ın, Resûlü’nün, O’nun akrabalarının, yetimlerin, yoksulların ve yolcunundur. Eğer Allah’a hak ile bâtılın birbirinden ayrıldığı gün iki ordunun karşı karşıya geldiği günde (Bedir Savaşı’nda) kulumuza inanıyorsanız (ganimeti böyle bölüşün) Allah her şeye kâdirdir.” 
Ancak, Resûlullah’ın vefatından sonra Ehl-i Beyt, ayetle sabit olan humus hakkını alamamıştır. 
Bu ayete rağmen, halife seçildikten sonra Hz. Ebubekir humus paraları ile savaş malzemesi alınması gerektiğini ileri sürerek, Ehl-i Beyt’in hakkı olan bu parayı da onlardan aldı. 
Bu konu Ehl-i Sünnet kaynaklarında ifade edilmektedir. (Suyutî, Durru’l Mensur, s. 3’de; İmam Salebî, Keşfu’l Beyan tefsirinde; Zemahşarî, Keşşaf’ta humus haklarının ellerinden alındığı bahsini işlemektedirler).
Ömer şöyle diyor: “Hz. Fâtıma (a.s.) halifeden Fedek’i ve Peygamber (s.a.a.) ailesinin payını istediğinde halife bunları ona vermedi.”
Enes bin Mâlik şöyle rivayet ediyor: 
Fâtıma (a.s.), halifenin yanına geldi ve Peygamber (s.a.a.) ailesinin payı olarak tayin edilmiş olan humus hakkındaki ayeti okudu. 
Halife ise şöyle dedi: “Senin okuduğun Kur’an’ı ben de okuyorum. Asla yakınların hakkı olan payı size veremem. Ama bununla sizin zaruri ihtiyaçlarınızı karşılamaya ve geri kalanı Müslümanlar arasında taksim etmeye hazırım.”
Hz. Fâtıma (a.s.) şöyle cevap verdi: “Allah’ın hükmü bu değil. Humus ayeti nâzil olduğunda Peygamber (s.a.a.) buyurdu ki: Muhammed hanedanına müjdeler olsun. Allah (fazlı ve keremiyle) onları güçlü ve zengin kıldı.”
Halife dedi ki: “Ben, Ömer ve Ebu Ubeyde’ye danışacağım. Eğer onlar da Senin bu görüşünde muvafakat ederlerse, bu payı Sana vereceğim.”
O ikisinden sual olduğunda, onlar halifeyi te’yid ettiler. Hz. Fâtıma (a.s.) ise bu duruma çok şaştı ve onların bu konuda hemfikir olduklarını anladı.” (Şerh-i Nehcü’l Belağa, İbn-i Ebi’l Hadid, c. 16, s. 230-231; İmam Ali, Prof. Dr. Haydar Baş, s. 557, 558).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100