Bu haber kez okundu.

En çok ihlal edilen masumiyet: Çocuk hakları
"Çocuklara sevgi göstermeyen bizden değildir!"
Hz. Muhammed (sav)

Adnan ULUTAŞ


Çocuk evvelemirde aile içi şiddetten korunmalıdır

Fiziksel tacizin şiddete yönelen boyutu üzerinde biraz durmakta yarar vardır. Bu konu yalnızca anne babaların çocukları üzerindeki fiziksel tacizi ile sınırlı değildir. Ailenin dışında okul, sokak, medya ve hatta bütün bir toplum şiddeti yaratan, körükleyen ve ateşleyen kurumlara ve ortamlara dönüşebilmektedir. Toplumda bu geniş sorumluluğu taşıması gerekenlerin, bu mesuliyeti gereği gibi yerine getirmediği zamanlarda, aile kaçınılmaz bir şiddet ortamına dönüşmektedir. Aile içi şiddetin doğrudan kurbanları olan çocukların muhtemel tepkileri ve kişilik özellikleri ise şiddeti uygulayanlara anne olsun baba olsun, derin bir nefret yoğunlaşmasıyla belirginleşmektedir. Aile Araştırma Kurumu'nun tespitleri bu hususu doğurulamaktadır: Şiddet uygulanan hanelerin % 75'inde çocuklar şiddete şahit olmaktadırlar. Şiddeti müşahade eden çocukların, gösterdikle~|~ri tepkilerin içinde en sık rastlanan 'korku' olmuştur. Bu korkuyla beraber şiddete tanık olan çocuklar, büyük ekseriyetle tanık oldukları şiddeti uygulayan "anne?babayı sevmemek" şeklinde tepki göstermektedirler... "Anne?babayı sevmemek", hatta batılı hayatı seçen toplumlarda görüldüğü üzere; anne?babadan nefret etmek büyüme çağındaki çocuğun davranış bozukluklarıyla topluma zararlı birer fert olarak yetişmesine sebebiyet verdiğinden, bu önemli modern marazın düzeltilmesi ve mutlaka anne?babaya sevginin çocuğa kazandırılması gerekmektedir.

Çocuğun dışarıda şiddetten korunması gerekmektedir

Fiziksel tacizin okullarda cezalandırma yöntemi olarak sıklıkla kullanıldığı bir vakıadır. Fiziksel tacizin tanımının içine başta dayak olmak üzere, sarsma, çimdikleme, kulak çekme, iğne batırma, rahatsızlık verecek pozisyonda uzun süre durmaya zorlama, ceza olarak aşırı egzersiz yaptırma vb. davranışlar girmektedir.

Yaygın kanaatin aksine araştırmalarda eğitimde fiziksel cezanın başarılı olmadığını; övgü, ödüllendirme gibi olumlu güdülemelerin daha etkili olduğunu gösterdiğini daha önce söylemiştik. Ayrıca fiziksel ceza öğrencinin okuldan korkmasına, özgüvenini yitirmesine neden olurken, davranışı daha kötüleştirmekte, saldırgan ve yıkıcı tutumları artırmakta, sınıf düzenini bozma, eşyalara zarar verme, öğretmenlere karşılık verme, yalan söyleme gibi olumsuz davranışları artırmaktadır. İstenmeyen davranışı değiştirme konusunda fiziksel cezanın etkisi geçicidir. Bir süre sonra yinelenen olumsuz davranışta sonuç alabilmek için giderek cezanın şiddetinin artırılması gerekir. Ki bunun sonu yoktur... Öğrencilerin okulda fiziksel olarak cezalandırılması, yasa ve yönetmeliklerimizle de engellenmeye çalışılmaktadır. Öğrenciye fiziksel zarar veren öğretmenin maaş kesilme, uyarı gibi cezalar alabileceği 4357 sayılı yasanın, 6. maddesinin bendinde, 1702 sayılı yasanın 20 ve 22. maddesi gereğince öğrenciye cinsel tacizde bulunan öğretmen meslekten çıkarılma ile cezalandırılmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Ödül ve Disiplin Yönetmenliğinde de öğrencilerin bir başkasının iffet ve namusuna tecüvaz etmeleri, kişilere eziyet etmeleri ve işkence yapmaları örgün eğitim dışına çıkmayı gerektiren davranışlardan biri olarak belirtilmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 414?417. maddeleri de çocukların namusuna saldırı olması durumundaki ağır hapis cezalarını tanımlamaktadır.

Devam edecek...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100