05 Şubat 2015 Perşembe 00:02
1072 Okunma
‘En güzel isimler Allah’ındır’
127. İLKE:
Bir önceki ilkede, tabii ve gayri tabii sebeplere tevessül etmenin (etkileme hususunda bunlara müstakil bir görünüm verilmemesi şartıyla) tevhidin bizzat kendisi olduğu ispatlandı. Şüphesiz farz ve müstehab ameller ve yine Allah için namaz, oruç, zekât, cihad vs. amelleri yapmak, bunların tümü insanı Allah Teâlâ’ya yaklaşmaktan ibaret olan hedefe ulaştıracak manevî vesilelerdir. İnsan bu amellerin sayesinde, kulluğun hakikatini bularak Allah’a yaklaşır. Fakat şuna da dikkat edilmesi gerekir ki, gayri tabii vesileler, ibadetlerle sınırlı değildir, aksine Kitab ve Sünnet’te, kendilerine tevessül edilmesi, duanın kabul olmasına neden olduğu belirtilen birtakım vesileler tanıtılmıştır. Onlardan bazıları şöyledir:
1- Allah Teâlâ’nın Kitab ve Sünnet’te geçen en güzel isim ve sıfatlarına tevessül etmek. Nitekim şöyle buyuruyor:
“En güzel isimler Allah’ındır.” (A’râf, 180).
Esma-i Hüsna (en güzel isimler) Allah’a hastır; o hâlde onları vasıta kılarak Allah’a yakarın. Dualarda, Allah’ın isim ve sıfatlarına tevessül edilmesi emredilmiştir.
2- Allah’ın sâlih kullarının duasına tevessül etmek. Bunun en üstünü, kendisi hakkında Allah Teâlâ’ya dua etmeleri için Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) ve Allah’ın has kullarına tevessül etmektir.
Kur’an-ı Kerim, kendilerine zulmeden kimselere (günahkârlara) Hz. Resulûllah’ın (s.a.v.) huzuruna giderek, orada hem kendilerinin mağfiret dilemelerini ve hem de Peygamber’in (s.a.v.) onlar için Allah’tan bağışlanma dilemesini emretmektedir. Bu durumda Allah’ı, tevbeyi kabul eden ve şefkatli bulacaklarını müjdeliyor. Nitekim şöyle buyurulmaktadır:
“Eğer onlar, kendilerine zulmettikleri zaman Sana gelseler; Allah’tan, günahlarını bağışlamasını isteseler ve Elçi de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah’ı, affedici, merhametli bulurlardı.” (Nisâ, 64).
Başka bir ayette, neden Allah’tan kendilerine bağışlanma dilemesi için Hz. Resulûllah’a (s.a.v.) gitmeleri söylendiği zaman itaat etmiyorlar” diye münafıkları kınamaktadır. Nitekim şöyle buyuruyor:
“Onlara, “Gelin, Allah’ın Resulü sizin için mağfiret dilesin” dendiği zaman başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.” (Munâfikûn, 5).
Bazı ayetlerden, geçmiş ümmetlerde de böyle bir gidişatın olduğu anlaşılıyor. Örneğin, Kur’an-ı Kerim açık bir şekilde, Yâkuboğulları’nın babalarından, günahları hakkında Allah’tan kendileri için bağışlanma dilemesini istediklerini ve Yâkub’un (a.s.) da onların bu isteğini kabul edip mağfiret dileyeceği vaadini verdiğin bildirmektedir:
“(Oğulları), Ey babamız, bizim günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz günah işledik, dediler. (Babaları), “Sizin için Rabbime istiğfar edeceğim” dedi. Şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Yûsuf, 97-98).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100