Bu haber kez okundu.

ERENLERDEN ÖĞÜTLER
"Onlar Allah'ı; Allah da onları sever" (5/54). Bu Ayet?i kerimenin delalet ettiği derin manayı düşün. O mana engin bir denizdir... Ve bu denizin adı; aşk denizidir. Muhabbet, sevgi denizidir. Muhabbet ehli, bu denizde yelkenlisin! açar. Ötelere doğru yol almaya başlar. Yelkenli sefinelerinin; bir sağa, bir sola yatması, onları korkutmaz. Dalgalar onları yoldan alamaz...

Dağlar gibi dalgalar gelir; onları altına almak ister, fakat inayet?i Hak onları korur. Onlar da bunu bilir. Yine de yalvarmadan edemezler; herbiri:

"Ya Rabbi, beni mübarek bir menzile indir. Çünkü menzil sahiplerinin hayırlısı sensin" (21/101), iyerek yalvarmaya 'başlar. Bu menzil ne olabilir ki? Lika ve Hazret?i Hakka yakınlıktan başka ne var ki, her yerde olduğu gibi burada da istidadlar konuşur.

Yalvarırlar... Yakanrırlar... Ama:

"O kimseler ki, haklarında tarafımızdan iyilik fermanı çıkmıştır" (21/ 101) cümlesindeki manadan başka elde bir şey yoktur. O yolda kaybolan canları kim arar ki? Kesilen başları kim s~|~orabilir ki? Yalnız, kurtulması mukadder olanlar kurtulur. Çünkü ezelî istidad öyle gelmiştir.

Deniz kabarsın; dalgalar, o aşk yolcularını içine alsın isterse. Hak ezelde kurtulmasını dilemişse; bir an içinde onları:

"Cudî..." (11/44) Dağına salimen indirir.

Artık onlara Rahman'ın cezbelerinden bir cezbe gelmiştir. Ellerinden tutmuş :

"Doğruluk makamı..." (54/55) tabir edilen yere çekmiştir.

Bu makam, ezelî istidada göre lütuf ve ihsanların yağdığı bir makamdır.

Makam bir değil, bir çoktur. Her makamı aşıp öbürüne geçmek için arada; şahsa göre değişen bir veya birkaç durak olur. Aslında tek olarak bilinen ama aşılması oldukça zor bir durak var ki, hepsinin mutlaka uğrayacağı bir duraktır. İşte o durak:

"Ben, sizin Rabiniz değil miyim?" (7/172) mealindeki cümlede gizlidir. Bu durağı aşanın artık yolu vuslat alemine doğru uzar. Buraya kadar gelebilen istidadlı olsa gerek. Bunu o yolcular da anlar; neşe ve şâdlık içinde mest olurlar. Hayran olurlar.

Sonra onlara ilahi nimet sofraları serilir. O sofralardan bol bol nasib alırlar. Çünkü o nimetler:

"O kimselerdir ki; onlar ihsan ettiler. Sonra bunlar için hüsna ve ziyadesi vardır" (10/26) ayet?i kerimesiyle tarif edilmektedir. Burada, hüsnayı tümden nimetler; ziyadeyi ise lika?i ilahî olarak anlatabiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100