20 Ocak 2004 Salı 00:00
197 Okunma
Evvel ve ahirin peygamberi
Başka bir rivayete göre ise: Allah'ın Resûlü, Kuba nahiyesine çıktıkları birgün kendilerine küçük bir kadehle su getiriyorlar. Kâniatın Efendisi mübarek ellerini suya sokuyor. Ancak dört parmağı kadehe sığıyor ve baş parmak dışarıda kalıyor. Herkesi davet edip;

? Gelin, su için!, buyuruyorlar.

Enes b. Malik'in rivayetinde şöyle devam ediyor:

"? Gözlerimle gördüm ki, mübarek parmakları arasından su sızmaktaydı. Halk, üstüste gelip su içti ve suya doydular. Parmaklarından su akıtılması mucizesi, görüldüğü gibi, çeşitli yerlerde ve defalarca vaki olmuştur. Aynı nakillerin benzerleri, Câbir b. Abdullah Hazretlerinden de rivayet edilmiş, Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde geçmiştir. İbn?i Abbas ve öbür sahabilerden nakledilen rivayetler de birbirini desteklemektedir.

Yemeğin bollaşması

Buhari ve Müslim'de Câbir Hazretleri şöyle rivayet etmişlerdir:

"Allah'ın Resûlü, Hendek gazasında bulunuyorlarken zevceme sordum: 'Yiyecek bir şeyimiz var mı? Allah'ın Resûlü açlıktan mustarip bulunuyo~|~rlar'. Zevcemin, bir miktar arpası varmış... Değirmene koyup çekti. Bir de koyunumuz vardı, onu da kesip pişirdik. Allah'ın Resûlüne gidip kendilerini ve tensip buyuracakları birkaç sahabiyi davet ettim. Allah'ın Resûlü; 'Ben gelmedikçe yemeğinizi ocaktan indirmeyiniz! Hamurunuzu da ocağa sürmeyiniz!', buyurdular. Sonra dönüp, Hendek'te kim varsa; 'Gelin, Cabir'in yemeğine gidelim!', diye herkesi birden davet ettiler. Davete katılanlar, bin kişiye vardı. Allah'ın Resûlü geldiler. Ve ocakta kaynayan tencereye, mübarek ağızlarından bir yudum kattılar. Hamura da aynı şeyi tatbik ettiler. Allah'a and içerek söylüyorum; bin kişi birden, sırayla kaplarına yemek koyup yedikleri ve doydukları halde tencere dopdolu kaldı. Arpa ekmeği de koparıla koparıla yendiği halde eksilmedi".

Ebu Hüreyre'den (ra):

"Tebük gazasında, susuzlukla beraber açlık da Müslümanları kavurmaya başlamıştı. Hz. Ömer (ra), Resûller Resûlüne hitap etti: 'Emretseniz de herkes elinde rızkı adına ne varsa getirse! O getirilecek şeyler üzerine dua etseniz de bereketli olmalarını Allah'tan isteseniz!' Allah'ın Resûlü, bu teklifi uygun buldular. Yere bir örtü döşetip herkesin elindeki yiyecekleri bu örtünün üstüne koymasını istediler. Herkes nesi kalmış ise getirip, bu örtü üzerine koydu. Bütün sahabilerin örtü üstünde toplanan yiyecekleri pek az şey tutmuştu. Sahabileri toplayıp, dua buyurdular. Sonra da herkesin yemeğini almasını emrettiler. Yemek alındıkça çoğalıyordu. Askerler arasında doymamış kimse kalmadı. Herkes yeyip doydu ve örtünün üstü hâlâ yiyecekle dolu idi. Allah'ın Resûlü buyurdular: "Allah'ın birliğine ve Resûlünün hak olduğuna inandıktan sonra bu tecellilere şahit olan kimseler için cennet yolları açıktır."

Câbir Hazretlerinden gelen başka bir rivâyet te şöyledir:

"Birgün Allah'ın Resûlünün karşılarına bir adam çıkageldi. Biraz yemek istedi. Alemin Fahri kendisine, bir miktar arpa hediye ettiler. O adam, zevcesi ve misafiri, bu arpayı öğütüp yiye yiye bitiremediler. Nihayet, adam meraka düşüp arpayı tartmaya kalktı. Tartar tartmaz arpa tükeniverdi. Vaziyet Allah'ın Resûlüne haber verilince şöyle buyurdular: "Eğer arpayı ölçmeseydiniz, o arpa, siz hayatta kaldıkça tükenmezdi."

*Ölüler dirilip dile geliyor

İmam?ı Beyhaki'nin rivayetine göre:

Allah'ın Resûlü birini İslâm'a davet ediyorlardı. Adam dedi ki:

? Ölen kızımı dirilt de sana iman edeyim. Hz. Fahr?i Kâinat Efendimiz, ona; ? Beni, kızının mezarına götür, dediler. Kabrin başına geçtiler ve ölüye ismiyle hitap ettiler. Mezardan ses geldi:

? Evet, ey Allah'ın Resûlü!.

Devam buyurdular:

? Dünyaya dönmek ister misin? Bundan memnun olur musun?

? Vallahi hayır, ey Allah'ın Resûlü! Ben ahireti dünyadan ve Hakk'ın huzurunu anne ve babamınkinden üstün buldum.

Hz. Âişe'den (ra):

"Bir gün Allah'ın Resûlü mahzun ve kederli, mezarlık bir yere gittiler ve oradan mesut ve neşeli döndüler. Dediler ki: "Rabb'imden, annemi diriltmesini diledim. Diriltti. Bana iman getirdikten sonra annem, yine eski haline döndürüldü".

Yeni doğmuş bebeğin şehadeti

Muaykıb Yemâni Hazretleri anlatıyor: "Veda Haccı'ndan sonra Mekke'de bir eve girdim. Yemâne halkından biri, o gün doğmuş bir çocuk getirdi. Âlemin Fahri, çocuğa hitap ettiler:

? Ey yavru! Söyle ben kimim? Bir günlük yavru seslendi: 'Sen Allah'ın Resûlüsün'. Allah'ın Resûlü buyurdular: 'Doğru söyledin'. Ve çocuğa dua ettiler... Çocuk, Allah'ın Resûlü tarafından Mübârekü'l?Yemâne ismini aldı."

Çıkan gözü yerine yerleştirmesi

Uhud gazasında Ebu Kutade'nin çıkan gözünü yerine koyup dua ettikleri, gözün hemen yerine kaynadığı ve sağlam olandan daha güzel ve arızasız iş gördüğü de meşhurdur.

Yine Hayber gazasında Hz. Ali'nin (ra) ağrıyan gözünü bir temaslarıyla nasıl iyi ettikleri de bilinmektedir ki, Hz. Ali (ra): "O günden beri ne göz, ne de baş ağrısı duymadım", buyurmuşlardır.

Sadece Resulullah'a ait özellik ve mucizeler

Peygamber Efendimizin diğer peygamberlere nisbetle üstün özellikleri de vardır:

Diğer nebîlerin peygamberlikleri, kendi zamanlarıyla kayıtlıdır. Halbuki O, topyekûn zaman ve mekanın peygamberidir. Bütün nebîlere tecelli eden mucizeler, onlara Muhammedî nurdan verilmiştir. Yıldızlar, ışığı nasıl güneşten alırlarsa, bütün peygamberler de feyzi O'nun sırrından almışlardır. Bu keyfiyetin ilk ve en parlak misali Âdem Peygamberdir. Allah, Âdem Peygambere halifelik verirken, sevgilisine mahsus "Kelâm ve mânâ toplayıcılığı" makamından isimleri ona talim etti. Âdem peygamber bu kerametle meleklere galip oldu. Evvela melekler Allah'a şöyle demişlerdi:

"Ya Rab! Sen, kan dökücü bir fesat ve günah örneğini kendine halife mi kılıyorsun? Nedir bunun hikmeti?"
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100