Bu haber kez okundu.

‘Fatıma’ya ancak Ali eş olurdu’
Ebûzer ailesinin hizmetçisi Ebû Sâbit kanalıyla Ümmü Seleme’nin Resûlullah’tan (s.a.a.) şöyle duyduğu nakledilmiştir: “Ali b. Ebî Tâlib, Kur’ân’la birliktedir, Kur’ân da onunla; o ikisi (Kevser) havuzu başında Bana varıncaya kadar, birbirinden ayrılmazlar.” (İhkâkü’l–Hak, c.5, s.641; Bihârü’l–Envâr, c.38, s.38; Keşfü’l–Yakin, s.236; Keşfü’l–Ğumme, c.1, s.148; Et–Terâif, s.103; Müstedrekü’s–Sahîhayn, Hakim Nişâbûrî, c.3, s.124; Câmîü’l–Ehâdis, Suyûtî, c.10, s.347).
Resûlullah (s.a.a) buyurdu ki: “Ali, Kur’ân’la birliktedir, Kur’ân da Ali’yle.” (İhkâkü’l–Hak, c.5, s.643).
Ümmü Seleme’den şöyle nakledilmiştir: “Canımı elinde tutan (Allah’a) and olsun ki Resûlullah’ın (s.a.a.) şöyle buyurduğunu duydum: Ali, hak ve Kur’ân’la birliktedir, Kur’ân ve hak da Ali ile birlikte; onlar havuz başında Bana varıncaya kadar asla birbirinden ayrılmazlar.” (İhkâkü’l–Hak, c.5, s.625; Teysîrü’l–Metâlib, s.55).
Hârezmî kendi senediyle Enes b. Mâlik’ten nakletmiştir: Allah Resulü (s.a.a) Ebûbekir ve Ömer’e hitaben şöyle buyurdu: “Ali’nin yanına gidin, bu gece yaşadıklarını size anlatsın. Ben de sizin ardınızdan geliyorum.” Enes diyor ki: “O ikisi hareket etti, ben de onlarla birlikte (Ali’nin bulunduğu yere) geldik. Ebûbekir ve Ömer Hz. Ali’den izin istediler; Ali onların karşısına çıktı. Ebûbekir, ‘Bir olay mı oldu?’ diye sordu. Hz. Ali, ‘Hayır, hayırdan başka bir şey olmadı’ dedi. Ebûbekir dedi ki: ‘Resûlullah (s.a.a.) bana ve Ömer’e, Ali’ye gidin de bu gece yaşadıklarını size anlatsın’ buyurdu.
O sırada Resûlullah da yanımıza ulaştı ve Hz. Ali’ye şöyle buyurdu: ‘Ya Ali, bu gece yaşadıklarını onlara anlat.’ Hz. Ali, ‘Ya Resûlallah, utanıyorum’ deyince, Resûlullah (s.a.a) tekrar, ‘Anlat onlara, Allah haktan hayâ etmez’ buyurdu. 
Hz. Ali şöyle başladı anlatmaya: (Cünubluktan) taharet olmak için su lazım oldu; sabah oldu ama (su olmadığı için) namazımın kaza olmasından korktum. Su bulmaları için bir tarafa Hasan’ı gönderdim, bir tarafa da Hüseyin’i. Fakat geciktiler ve ben buna üzüldüm. Aniden tavanın yarıldığını ve üzerine mendil örtülü bir kovanın bana doğru uzandığını gördüm. Üzerinden mendili açınca, içerisinin suyla dolu olduğunu gördüm. Namaz için taharet alıp, gusledip namazımı kıldım. Ardından kova mendille birlikte tekrar yukarı kalktı ve yarılmış tavan yeniden kavuştu.’ 
Allah Resulü (s.a.a) Hz. Ali’ye, ‘O kova cennetten; içindeki su, Kevser nehrinden; mendil ise cennet kadifesindendi. Ya Ali, kim senin bu gecedeki halini yaşayabilir?! Cebrâîl bile bu gece sana hizmet ediyordu’ buyurdu.” (Keşfü’l–Yakin, s.301; Et–Terâif, s.85; Es–Sâkib–u Li’l–Menâkib, s.272; Menâkib–u Ali b. Ebî Tâlib, Meğâzilî, s.93).
Yunus b. Zebyân vasıtasıyla İmam Cafer Sâdık’tan (a.s.) şöyle rivâyet edilmiştir: “Eğer Allah Tebareke ve Teâlâ, Hz. Emirü’l–Müminin’i (a.s.), Hz. Fâtıma (a.s.) için yaratmasaydı, Adem’den tutun aşağıya doğru (insanlardan) hiçbir kimse Hz. Fâtıma’ya eş olamazdı!” (El–Kâfî, c.1, s.461; Bihârü’l–Envâr, c.43, s.107; Câmi–u Ehâdis–iş Şîa, c.20, s.82). 
Câbir b. Abdullah–i Ensârî’den şöyle nakledilmiştir: “Peygamber (s.a.a.) Hz. Ali’ye Hz. Fâtıma’yı nikâhladığı zaman, Kureyşliler gelip, ‘Ya Resûlallah, neden Fâtıma’yı çok naçiz bir mehirle Ali’ye nikahladın?’ dediler. Peygamber (s.a.a.), ‘Fâtıma’yı Ali’yle evlendiren Ben değilim, Allah onları Tûbâ ağacının yanında evlendirdi; izdivaç merasiminde melekler de hazır bulundu. Allah–u Teâlâ Tûbâ ağacına meyvelerini saçmasını emretti, o da ince, yakut ve yeşil zebercet saçtı’ buyurdu.” (İhkâkü’l–Hak, c.19, s.125).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100