Bu haber kez okundu.

Geçmişin ve geleceğin ilmi O’nda toplanmıştı
(Dünden devam…)
Hıristiyan adam dedi ki: ‘Bildiğim hiçbir şeyi senden gizlemeyeceğim. Sana yalan söylemeyeceğim. Zaten sen, hangi sözümün doğru, hangi sözümün yalan olduğunu bilirsin. Allah’a yemin ederim ki, Yüce Allah, hiç kimsenin aklına gelmeyeceği, hiç kimsenin üzerini örtemeyeceği ve hiç kimsenin yalanlayamayacağı lutufları sana vermiş ve nimetlerini sana pay etmiştir. Senin de söylediğin gibi sana bu hususta anlattıklarım gerçektir, anlattığım gibidir.’
Bunun üzerine Ebû İbrahim (Mûsâ b. Ca’fer aleyhisselâm) ona dedi ki: ‘Şimdi sana bir bilgi vereceğim ki, bunu Kitab’ı okuyanların çok azı bilir. Şimdi söyle bana, Meryem’in annesinin adı nedir, hangi gün içine üfürüldü ve günün hangi saatindeydi? Meryem, İsâ’yı (aleyhisselâm) hangi gün ve günün hangi saatinde doğurdu?’
Hıristiyan adam, ‘Bilmiyorum’ dedi.
Ebû İbrahim (aleyhisselâm) dedi ki: ‘Meryem’in annesinin adı Mersa’dır ve bu kelime Arapça’da bahşedilmiş demektir. Meryem, cuma günü zevâl vakti hamile kaldı. O gün, aynı zamanda Rûhu’l-Emin’in indiği gündür. Müslümanlar için o günden daha büyük bir bayram yoktur. Allah Tebareke ve Teâlâ o günü ululamış ve Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlihi) de o güne ta’zim göstermiştir. O gün bayram yapılmasını emretmiştir. İşte bu sözünü ettiğim gün, cuma günüdür. Meryem, salı günü saat dört buçukta doğurmuştur. Meryem’in İsâ’yı (aleyhisselâm) kenarında doğurduğu nehri biliyor musun?’
Adam, ‘Hayır’ dedi.
İmam şu açıklamayı yaptı: ‘O nehir, Fırat nehridir. Bu nehrin kenarında hurma ve üzüm bağları vardır. Hiçbir yerin hurma ve üzümü, Fırat kenarındaki hurmalara ve üzümlere yetişemez. Meryem’in dilinin tutulduğu ve dönemin Yahudi kralı Kaydus’un oğullarını ve taraftarlarını çağırdığı, kendisine yardım edip İmranoğulları’nı dışarı çıkarıp Meryem’e bakmalarını sağladığı gün, Meryem’e bir şeyler söylediler. Allah, onların bu sözlerini senin kitabında (İncil) ve bizim kitabımızda (Kur’ân) anlatmıştır. Sen bu sözlerin mânâsını anladın mı?’
Dedi ki: ‘Evet, daha bugün okudum.’
Buyurdu ki: ‘O zaman sen bu mecliste Müslüman olup hidâyete ermeden kalkmazsın.’ 
Hıristiyan adam dedi ki: ‘Annemin ismi Süryanice’de ve Arapça’da nedir?’
Buyurdu ki: “Senin annenin ismi Süryanice’de, Ankaliye’dir. Babaannenin adı ise Unkure’dir. Annenin isminin Arapçası, Humeyye’dir. Babanın adı, Abdulmesih’tir; bunun Arapça aslı ise Abdullah’tır. Çünkü Mesih’in kulu olmaz.’
Dedi ki: ‘Doğru söyledin ve ne güzel söyledin. Peki, dedemin adı nedir?’
İmam buyurdu ki: ‘Dedenin ismi ise Cebrâil’dir. Ona şu meclisimde Abdurrahmân adını verdim.’ 
Dedi ki: ‘O, Müslüman mıydı ki?’
Ebû İbrahim (Mûsâ b. Ca’fer aleyhisselâm) buyurdu ki: ‘Evet ve şehit edildi. Askerler evine girdiler, haince onu öldürdüler, askerler Şamlı idiler.’ 
Dedi ki: ‘Benim künyemden önceki adım neydi?’ 
Dedi ki: ‘Senin adın, Abdussalib’di (Haçın kulu).’ 
Dedi ki: ‘Bana ne ad koyacaksın?’ 
Dedi ki: ‘Sana Abdullah (Allah’ın kulu) adını koyuyorum.’
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100