14 Mayıs 2015 Perşembe 00:01
688 Okunma
Gerçek fakih, ahireti arzulayandır
Eyyub b. Hür şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum: “Her şey Kitap ve Sünnete götürülür. Allah’ın Kitabına uymayan bir hadis (söz), yaldızlı, süslü bir yalandan öte bir şey değildir.”
Eyyub b. Raşit şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm) buyurdu ki: “Kur’ân’a uymayan hadis, süslü bir yalandır.”
İbn Ebu Umeyr, Hişam b. Hakem ve başkalarından şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm) buyurdu ki: “Nebi (sallallahu aleyhi ve âlihi) Mina’da Müslümanlara şöyle hitab etti: Ey İnsanlar! Benden rivayet edilip de Kur’ân’a uyan bir sözü Ben söylemişimdir, Benden rivayet edilip de Allah’ın Kitabına uymayan sözü, Ben söylememişimdir.”
Aynı rivayet zinciriyle İbn Ebu Umeyr, bazı arkadaşlarından şöyle rivayet eder:
Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum: “Allah’ın Kitabına ve Muhammed (sallallahu aleyhi ve âlihi)’nin sünnetine karşı çıkan, aykırı hareket eden, kâfir olmuştur.”
Yunus, merfu olarak rivayet eder ki:
Ali b. Hüseyin (Zeynü’l-Âbidin aleyhisselâm) şöyle dedi: “Allah katında amellerin en faziletlisi, az da olsa sünnete uygun olanıdır.”
Eban b. Tâğlib, Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’a bir soru sorulduğunu ve onun bu soruya cevap verdiğini, ardından soruyu soran adamın şöyle dediğini rivayet eder: “Ama fakihler sizin gibi düşünmüyorlar!”
İmam şöyle dedi: “Yazık sana! Sen bugüne kadar hiç fakih gördün mü? Hiç kuşkusuz gerçek fakih, dünyadan uzak duran, ahireti arzulayan, Nebi (sallallahu aleyhi ve âlihi)’nin sünnetine sarılan kimsedir.”
Ca’fer, atalarından, Emirü’l-Mü’minin Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) buyurdu ki: Amelsiz sözün bir değeri yoktur. Niyetsiz söz ve amelin bir değeri yoktur.”
Cabir, Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet eder: “Her insanın bir hareketli, coşkulu, arzulu bir dönemi, bir de sakin, dingin ve mutmain olmuş bir zamanı vardır. Kimin sükûnet dönemi Nebi’nin sünnetiyle örtüşmüşse, o hidâyet üzeredir ve kim de bid’at üzere karar kılmışsa, o adam sapmıştır.”
Zurare İbn A’yen, Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet etmiştir: “Bir kimsenin davranışları sünnetin dışına taşıyorsa, onun sünnet çizgisine çekilmesi gerekir.”
Sekunî, Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’dan, o atalarından, Emirü’l-Mü’minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm)’m şöyle dediğini rivayet eder: “İki türlü sünnet vardır. Bir tür sünnet farz kapsamına girer. Bu gibi sünnetlere uymak, doğru yol üzere olmak; onları terk etmek de sapıklık üzere olmak anlamına gelir. Bir tür sünnet de vardır ki, farz alanına girmezler. Bu gibi sünnetlere uymak fazilet, onları terk etmek de günah sayılmaz.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100