Bu haber kez okundu.

Gevşek vahiy iddiası
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden
Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler

Oryantalist müsteşrikler İslam'ı ve İslamî hakikatleri zaafa uğratabilmek, vahiy müessesesini münakaşa konusu haline getirebilmek için, Kur'an'ın , Peygamberin bilinç altından fışkıran bir şiir, veya O'nun üstün dehasının bir yansıması olduğu iddiaları ortaya attılar. Burada maksat, vahyin ilahî değil, beşerî kaynaklı olduğu fikrini uyandırmaktır. Bu suretle Kur'an içerdiği hüküm ve hakikatlerle beraber eleştiriye tâbi tutulup zaafa uğratılabilir.

Vahiy Nedir?

Vahiy kelime olarak işaret etmek, elçi göndermek, bir sözü gizlice fısıldamak manasına gelmektedir.

Istılah olarak vahiy; Allah'ın insanlara olan tebligatını çeşitli yollarla peygamberlerine bildirmesidir.

Kur'an?ı Kerim'de yüce Allah peygamberlerin dışında da bazı varlıklara vahiy ettiğini beyan etmiştir. Bunların bir kısmı ilham?ı fıtrî olarak bilinir.

1. Allah arıya vahyetti. "Rabbın bal arısına şöyle vahyetmiştir. Dağlardan, ağaçlarda~|~n ve çardaklardan kendine evler edin. Sonra da her çeşit meyveden ye. Ve Rabbinin (sana ilham ettiği) yoluna boyun eğerek gir. Karınlarından, kendisinde insanlar için şifa bulunan muhtelif renklerde bal çıkar. Şüphe yok ki, bunda düşünen kimseler için mutlaka bir ibret vardır".

2. Hz. Musa'nın annesine vahyetti. "Musa'nın annesine "onu emzir, başına gelecekten korktuğun zaman onu denize at. Korkma ve üzülme. Onu sana mutlaka geri vereceğiz. Ve onu peygamberlerden kılacağız" diye vahyettik".

3. Hz. İsa'nın havarilerine vahyetti. "Hani havarilere Bana ve Rasulüme iman edin" diye vahyetmiştim. "İman ettik hakiki Müslümanlar olduğumuza sende şahit ol" demişlerdi.

4. Melaikeye vahyetti. "Hani Rabbin Meleklere şüphesiz ki Ben sizinle beraberim. Haydi iman edenlere sebat ilham edin" diye vahyediyordu.

5. Arza vahyetti. "Çünkü Rabbin kendisine (arza) (o şekilde) vahyetmiştir.

6. Semavata vahyetti: "Bu suretle onları yedi gök olmak üzere iki günde vücuda getirdi. Her gökte ona ait emri vahyetti.

Hz. Muhammed (sav)'e gelen vahiy nasıl vukû bulmuştur?

Vahiy nasıl vukû bulduğu konusunda Buhari'nin Sahih'inde Bed'ul Vahy kısmında ve diğer kaynaklarda Hz.Peygamber'e gelen vahiy genel olarak şu şekilde sınıflandırılmıştır:

1. Salih veya sâdık rüya yoluyla:

Bu çeşit rüya, görülen hadisenin sabahleyin aynen çıkması olarak tarif edilmiştir. Karışıklık olmayan bir rüyadır. Bu durum, uyanıklık halinde görülecek şeylere bir alıştırma, bir hazırlama safhasıdır. Bunu, Hz. Peygamber'in uyanık halde ses duyması, yolda yürürken taşların ve ağaçların kendisine selam vermeleri gibi hadiseler takip etmiştir.

Beyhaki, Hz. Peygamber'deki bu sâlih rüya döneminin 6 ay sürdüğünü ifade eder. İbni Hacer "40 yaşını tamamlayınca doğduğu ay olan Rebiülevvel ayında, peygamberlik vahiy ile başlamış olmalı, aynı yılın Ramazan ayında da uyanık haldeki vahiy olmalı" demektedir. Nitekim Hz. Peygamber de sâlih mümimin gördüğü rüyayı, vahyin 40 cüzünden bir cüz olarak beyan eder.

2. İlham yoluyla: Allah peygamberine uyanıkken dilediklerini ilgâ eder.

3. Cebrail'in insan sûretine girip hitap etmesi şeklinde, ki daha ziyade ashabdan Dihyetül Kelbi'nin suretinde geldiği rivayet edilir.

4. Mirac'da olduğu üzere doğrudan doğruya Allah'tan vahiy almak suretiyle gelmesi ki, bu tarz vahiyde melek aracı değildir.

5. Meleğin çıngırak sesine benzer bir sesle hitap etmesi suretiyle vahiy gelişi ki, Hz. Peygamber'e gelen en ağır vahyin bu olduğu beyan edilir.

6. Vahiy meleği Cebrail'in kendi suretiyle ilahi emirleri getirmesi.

Vahiy hâli ağır, dayanılması oldukça zor bir hâldir. Vahiy geldiği esnada Resulullah en soğuk günlerde bile buram buram terledi. Deve üzerinde bulunduğu bir sırada vahiy gelişi ile birlikte, deveye müthiş bir ağırlık çökmüş ve karnı yere değecek şekilde bacakları yay gibi kavis yapmıştır.

Zeyd b. Sabit de, bir defasında vahiy esnasında dizinin Resullullah'ın dizine değdiğini ve duyduğu ağırlık sebebiyle bacaklarının tamamen ezildiğini, öyle ki bir daha yürüyemeyeceğini zannettiğini, ancak vahyin sona ermesiyle beraber eski haline döndüğünü anlatır. Vahiy hadisesinin ağırlığı Kur'an'da şöyle ifade edilir: "Biz sana ağır bir söz var edeceğiz".

Vahiy geldiği sırada Hz. Peygamber üzerini örtüyor, normal uyanıklığa benzemeyen bir hâle giriyordu. Bu halde kalbine doğan vahiyler vahiy hâli geçtikten sonra, ezberlenmiş bir halde hafızasına olduğu gibi kaydediliyordu.

Resulullah (sav) savaş esnasında bile yanından ayırmadığı vahiy katiplerine gelen vahyi hemen imlâ ettiriyordu. Yazdırdığı vahyi ayrıca okutturuyor, kontrol ederek yanlış yazılmasına müsaade etmiyordu.

Hz. Peygamberin ilk sıralarda, gelen vahyi unutabilirim endişesiyle vahyin gelmesi esnasında tekrar etmeye yeltendiğini ancak ayet?i kerime ile, Efendimizin bu endişe ve telaşa kapılmasının gereksiz olduğu ifade edilmektedir: ''Ey Habibim! Cebrail sana Kur'an'ı okurken, acele edip de dilini kıpırdatma. Onu bir araya toplayıp okutmak bize aittir. Cebrail'e okuttuğumuzda sen onun okuyuşunu takip et. Sonra onu açıklamak yine bize aittir".

İlk Vahiy Gelişi

Hz. Aişe (r. anha) anlatıyor: "Resulullah (as)'a vahiy olarak ilk başlayan şey uykuda gördüğü salih rüyalar idi. Rüyada her ne görürse, sabah aydınlığı gibi aynen gerçekleşiyordu. Tam bu dönemde kendisine yalnızlık sevdirilmişti. Hira mağarasına çekilip orada, ailesine dönmeksizin bir kaç gece tek başına kalıp ibadete dalmıştı. Bu maksatla yanına azık alıyor, azığı tükenince Hz. Hatice'ye dönüyor, yine aynı şekilde zık alıp tekrar gidiyordu. Bu hâl, kendisine Hira mağarasında Hak gelinceye kadar devam etti. Bir gün ona melek gelip:

"Oku!" dedi. "Ben okuma bilmiyorum!" cevabını verdi. Hz. Peygamber (as), hadiseyi şöyle anlatır: "Ben okuma bilmiyorum deyince melek beni tutup kucakladı, takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı. Tekrar:

"Oku!" dedi. Ben tekrar: "Okuma bilmiyorum!" dedim. Beni ikinci defa kucaklayıp takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra tekrar bıraktı ve: "Oku!" dedi. Ben yine: "Okuma bilmiyorum!" dedim. Beni tekrar alıp, üçüncü sefer takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve: "Yaratan Rabb'inin adıyla oku. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabb'in nihayetsiz kerem sahibidir. Ki O, kalemle (yazı yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini O öğretti" dedi".
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100