Bu haber kez okundu.

Gönlümün miracı
Hava Kuloğlu

Ben, Mecnun'un olmaya hasret bir yüreğim. Sen doğuştan gönüllere taht kurmuş bir Leyla'sın. Kapına yüz sürmeye muhtacım. Beni de çağır; ki bastığın toprak olayım da dinsin acım.

Ben, ışığına gelip yanan bir pervaneyim. Sen, tüm karanlıkları aydınlatan bir ziyâsın. Masivanın karanlığı çökmüş üzerime; gönlüme doğ ki dünyam aydınlansın. Ben, Sana uçan milyonlarca kum tanesinden biriyim. Sen, çöllerde ölesiye özlenen bir vahasın. Uçurumlar açıldı çatlayan dudağımda. Bir yudum su ver de, her zerrem suya kansın.

Ben, benlik iddiasında nefsinin esiri bir köleyim. Sen, nefsin hükümranlığına kökten darbe vuransın. Ruhuma iz bırakan zincirlerimi kır ki, ruhum özgürlüğe doğru kanatlansın.

Ben, geceyi gözyaşlarına boğmuş bir başın değdiği seccadeyim. Sen, bütün başların yöneldiği Mekke'de bir güneş gibi doğansın. Gönlümün Mekke'sinde yeniden doğ ki gönlümdeki diriliş sonsuza uzansın.

Ben, şehadet şerbeti yudumlayan Sümeyye'nin (ra) son nefesiyim. Sen, tevhid şelalesinden g~|~önüllere akansın. Beni de muhabbetine garkeyle ki, paslanmış kalbim nurunla yıkansın.

Ben, kılıcını kuşanmışken huzurunda eriyen Ömer'in (ra) gözleriyim. Sen bir çift gözün dokunabileceği en güzel cansın. Yüzyıllar öncesinden gönlüme nazar et ki bu gafil gafletinden uyansın.

Ben, Sana hicret eden Ali'nin (ra) ayak izleriyim. Sen, binbir eziyeti hiçe sayıp can pahasına varılansın. Sana gelen yolda kaybolmaktan korkan gönlüme, Senin diyarından bir el uzansın.

Ben, Medine'ye varışını bekleyen müjdeciyim. Sen gelişinle yaşanacak en güzel bayramsın. Gelişini bana da müjdele ki gönül sarayım varlığınla nurlansın.

Ben, hasretinden gözyaşı döken, bastığın hutbe minberiyim, Sen, taşın toprağın bile özlemini çektiği ansın. Bir kuru dal bile Sana meftunken bu gönül hasretine nasıl dayansın.

Ben, kapına kadar gelip de seni göremeyen bir Veysel Karani'yim. Sen, yoluna baş koyulan dönülmez bir sevdasın. Sevdalılar listesine beni de yaz ki şu kömürleşmiş kalbim aşk ateşinde yansın.

Ben, yıllardır sevdanı dileyen bir garip dilenciyim. Sen, nice bağrı yanıkların dilindeki mısrasın. Seni görmeden dahi sevmiş binlerce yürek; gören günlüllerin yüce sevdasından bir damlacık da bu garip tatsın.

Ben, Mevlana'nın ney'inden bir nağme, Yunus Emre'nin dilinden bir dizeyim. Sen, gönllerden taşıp arşa yükselen sayhasın. Titret gönül telimi de şu sağır gönlüm artık uyansın.

Ben, Miraca çıktığın gecenin bayram eden gökleriyim. Sen, Sultanın hazineler bahşettiği Canansın. Beni de Refrefine al ki gönlümün miracı tamamlansın!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100