Bu haber kez okundu.

Gönül Dostları
İbrahim?i Havvâs Hz.

Genç, hemen İbrahim-i Havvâs hazretlerinin ellerine sarılıp kelime-i şehadet getirerke Müslüman oldu. İbrahim-i Havvas hazretleri Müslüman olmasının sebebini sordu. Genç; "Efendim, biz kitabımızda şöyle okuduk ki; Sıddık, yani hakiki bir Müslüman firasetinde yanlışık olmaz. Kendi kendime Müslümanları imtihan etmek istedim ve dedim ki; Müslümanlar arasında sıddık olanlar bulunabilir. Çünkü onlar; "Biz Allah-ü Teala'dan başka her şeyi kalbimizden çıkarırız" diyorlar. İşte bu düşünce ile sizin yanınıza geldiğimde, benim yahûdi olduğumu hemen anladınız. Buradan sizin sıddık olduğunuzu anladım. Bunun için Müslüman oldum" dedi.

"İmanın hakikatı nedir?" diye soran birisine; "Bu sorunuzun cevabı laf ile değil, yaşayarak, görerek verilir. Şimdi ben Mekke-i Mükerreme'ye gidiyorum. Eğer benimle gelirsen, yolculukta sorduğunun cevabını alırsın" buyurdu. O zat diyor ki: İbrahim-i Havvâs hazretlerinin teklifini kabûl ettim. Yola çıktık. Yolculuğumuzun her gününde, iki ~|~tabak yemek ile iki bardak su gaibden zuhûr ediyordu. Yiyeceklerin yarısını bana veriyor, diğerini de kendisi için ayırıyordu. Bir gün çölün ortasında ata binmiş yaşlı bir zat yanımıza geldi. İbrahim-i Havvâs hazretleriyle bir miktar konuştular. Sonra atına binerek yanından uzaklaştı. "Efendim, bu gelen ihtiyar kimdi?" dedim. Yolculuğumuzun başlangıcından bana sorduğunuzun cevabıdır" buyurdu. Ben "Anlayamadım efendim" deyince, o da; "Bu gelen zat, Hızır aleyhisselamdı. Seninle beraber yolculuk yapalım diye teklif etti. Allah-ü Teala'dan başkasına güvenmek, itimad etmek gibi bir hal olur, tevekkülüm bozulur diye korktuğum için, teklifini kabûl etmedim. İşte sorduğunuz imanın hakikatı, Allah-ü Teala'dan başkasına güvenmemektir"buyurdu.

İbrahim-i Havvâs hazretleri anlatır: Bir sene, hacca gitmeye niyet ederek yola çıktım. Ne zaman Kabe-i Şerif tarafına gitmek istedimse, gayri ihtiyari ters istikamete doğru gidiyordum. Allah-ü Teala'nın iradesi beni bu tarafa çekiyordu. En sonunda İstanbul tarafına gitmeye karar verdim. Şehre girdim. Yüksek bir köşk gördüm. Kapısı önünde, bir kısım insanlar toplanmıştı. Yaklaşarak; "Niçin toplandınız?" diye sordum. Onlar da, "Rum Kayserinin kızı delirmiş, çare bulmak için doktorlarını topladı" dediler.

Bunda bir hikmet olsa gerekir deyip içeri girdim. Odada Kayser'in kızını gördüm. Bana bakarak "Ey İbrahim?i Havvâs! Hoşgeldiniz" dedi. Ben, hayret ederek, "Beni nereden tanıyorsunuz" diye sorunca bana; "Canımı cânâna teslim etmek istedim ve Hak Teala'dan sevdiği bir kulunu yanımda bulundurmasını niyaz ettim. Üzülme, yarın İbrahim?i Havvâs dostum sana gönderilir buyruldu" dedi. Bunu üzerine İbrahim?i Havvâs hazretleri, "Peki hastalığın nedir?" diye sorduğumda kız; "Bir gece dışarı çıkıp, ibret nazarı ile gökyüzüne baktım. Allah?ü Teala hazretleri, beni benden aldı. Kendimden geçtim. "La ilahe illallah Muhammedün Resûllah" kelimesi dilime, manası kalbime geldi. Bu kelimeyi dilimden düşürmez oldum. Bu sebepten halime delilik, bana da deli, dediler" diye cevap verdi. O zaman ben; "Bizim diyara gelmek ister misin?" deyince, o da; "Sizin diyarda ne vardır?" dedi. "Mekke, Medine, Beytülmukaddes oradadır" diye cevap verince, "Sağ tarafına bak" dedi. Baktım, bir düzlükte Mekke, Medine ve Beytülmukkaddes karşımda duruyor gördüm. Az sonra bana: "Vakit yaklaştı, istek ve arzu haddi aştı" dedi ve kelime?i şehadet getirip rûhunu teslim etti.

İbrahim?i Havvâs hazretleri, nehrin kenarında hurmalıkların olduğu bir yerde oturup, hurma liflerinden zenbil örüp, gayri ihtiyari elinde olmadığı halde nehre atıyordu. Bu hal dört gün devam etti. Sonunda bu işin hikmeti nedir? Ben niçin böyle yaptım? diyerek nehrin akıntısına doğru yürümeye başladı. Derken nehrin kenarında oturup ağlayan yaşla bir kadına rastladı. Kadına "Valide, niçin ağlıyorsunuz?" diye sorunca, kadın; "Evladım! Beş yetim çocuğum var. Onlara yedirecek hiçbir şeyimiz kalmadı. Dört gündür bu nehirden, yapılmış zenbiller akarak geliyordu. Bunları alıp satıyor geçimimizi sağlıyorduk. Bugün gelmedi" diye cevap verdi. Bunları işiten İbrahim?i Havvâs hikmetini anladı ve kadına; "Şimdi sen müsterih ol. Evinizi bana göster, geçiminizi ben halledeceğim" buyurdu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100