Bu haber kez okundu.

Gönül Dostları
İmam?ı Azam Ebu Hanife Hz.

İmâm?ı A'zam ayrıca ticaret yapardı. Onun kanaatkârlığı, cömertliği, emanete riayeti ve takvâsı ticaret muamelelerinde de daima kendini göstermiştir. Tacirler ona hayret ederler ve ticarette onu Ebû Bekir'e benzetirlerdi. Ticareti, ortakları ile beraber yapar, her yıl kazancının dört bin dirhemden fazlasını fakirlere dağıtır, âlimlerin, muhaddislerin, talebelerinin bütün ihtiyaçlarını karşılar, ayrıca onlara para dağıtarak, tevazu ile; "Bunları ihtiyacınız olan yere sarf edin ve Allah'a hamdedin. Çünkü verdiğim bu mal hakikatte benim değildir, sizin nasibiniz olarak Allah?ü Teala'nın ihsan ve kereminden benim elimden size gönderdiğidir" buyururdu. Böylece ilim ehlini, maddi bakımdan başkalarına minnettar bırakmaz, rahat çalışmalarını temin ederdi. Kendi evine de bol harcar, evine harcettiği kadar da fakirlere sadaka verirdi. Zenginlere de hediyeler verirdi. Her Cuma günü anasının, babasının rûhu için fakirlere ayrıca yirmi altın dağıtırdı.

Meclisine ~|~devam edenlerden birinin elbisesini çok eski gördü. İnsanlar dağılıncaya kadar oturmasını söyledi. Kalabalık dağılınca; "Şu seccadenin altındakileri al, kendine güzel bir elbise yaptır" buyurdu. Orada bin akçe vardı.

Bir defasında ihtiyar bir kadın gelip, ben fakirim, bana şu elbiseyi maliyet fiyatına sat dedi. Dört dirhem ver, onu al deyince, bu elbisenin maliyetinin daha fazla olduğunu tahmin eden kadın; "Ben, ihtiyar bir kadıncağızım. Yoksa benimle böyle alay mı ediyorsun?" dedi. "Hayır, bunda alay yok" deyip elbiseyi ihtiyar kadına dört dirheme verdi. Bir malı satın alırken de, satarken de insanların hakkına riayet ederdi. Birisi ona satmak üzere bir elbise getirdi. Fiyatını sordu. O da yüz akçe istediğini söyleyince, İmâm?ı A'zam bunun değeri yüz akçeden daha fazladır dedi. Satan kişi yüzer yüzer arttırarak dört yüze çıktı. Hayır daha fazla eder deyip, bu işten anlayan bir tüccar çağırarak, fiyat takdir ettirdi ve o elbiseyi beş yüz akçeye satın aldı.

İmâm?ı A'zam, kırk sene yatsı namazının abdesti ile sabah namazını kıldı. Elli beş defa hac yaptı, son haccında Kâbe?i Muazzama içine girip burada iki rekat namaz kıldı. Namazda bütün Kur'an?ı Kerim'i okudu. Sonra ağlayarak; "Ya Rabbi! Sana layık ibadet yapamadım. Fakat senin akıl ile anlaşılmayacağını iyi anladım. Hizmetimdeki kusurumu bu anlayışıma bağışla!" diyerek dua etti. O anda; "Ey Ebû Hanife, sen Beni iyi tanıdın ve Bana güzel hizmet ettin! Seni, kıyamete kadar senin mezhebinde olup, yolunda gidenleri af ve mağfiret ettim" diye bir ses işitildi. Her gün ve her gece Kur'an?ı Kerim'i bir kere sonuna kadar okur, hatmederdi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100